Ütopyalar Güzeldir
Yılbaşı neden biz insanlar için bu kadar önemli? Yeni yılda niye her ne olursa olsun umutlarımızı tazeleriz? Sebebi belki de ütopya kavramında gizlidir. 111 Hz'in yeni bölümünde yeni yıla ve ütopyalara dair soruların cevaplarını arıyoruz. 2023'e dair umutlarımızı ve ütopyalarımızı bir köşeye iliştirmeyi de ihmal etmiyoruz. Barış'a sesli yeni yıl mesajınızı iletmek için: https://podbeemedia.com/podcast/baris-ozcan-ile-111hz
Herkese merhaba, ben Barış Özcan, 111. frekansa hoş geldiniz.
Distopya veya ütopya gibi kavramlar aslında bize ayna tutuyor, korkularımızla yüzleşmemizi sağlıyor. Distopik kurku dediğimiz şey, anlattığı senaryolar itibariyle bizim aslında gerçekten yaşamak zorunda kalmadan bazı şeyleri düşünmemize yardımcı oluyor. Anlamı kaybettik, bari umudumuzu kaybetmeyelim.
Hmm, bari umudumuzu kaybetmeyelim.
Ah, pardon, dalmışım. Bölüme başlamışız, ben hala geçen bölümün sonunda söylediklerimi düşünüyordum da. E dinlemişseniz hatırlarsınız, sıcak kafanın yönetmeniyle yapmaktan çok keyif aldığım bir söyleyi gerçekleştirmiştik bir önceki bölümümüzde. Gelecek hayallerinden, distopyalardan, umudu kaybetmemekten söz etmiştik. İşte bir önceki bölümden beri, bu konular zihnimi meşgul edip duruyor.
Distopyalar üzerine konuştuk ama yılbaşının yaklaştığını hatırlayınca ve özellikle de umudu kaybetmemek üzerine de düşününce, ütopyalar ve hayal kurmak üzerine de konuşmamızın tam zamanı olduğunu hissettim. Çünkü bence yılbaşının yaklaştığı tarihler, ütopyalar hakkında konuşmak için en doğru zaman.
Biz dünyalıların yılbaşı adını verdiği gün, gezegenimizin perspektifinden bakınca fazlasıyla alelade bir gün. Bir Ocak'mış, üç Haziran'mış. Gezegenimiz açısından bunların hiçbir önemi yok aslında. Yani düşünün durmadan aralıksız dönüyor.
Üstelik üzerinde de böyle bugün bir ocaktır falan diye bir gösterge, herhangi bir ölçü çizgisi de yok. Ama biz insanlar için durum farklı.
Gezegenimiz için hiçbir anlam ifade etmese de, biz dünya sakinleri için yılbaşı çok değerli bir gün. Çünkü zihnimizin hayatı anlamlandırabilmesi açısından, bazı sabitlere ve akış halindeki şeyleri ölçebilmeye ihtiyacı var. Yılbaşı da işte böyle bir sabit. Gezegenimizin dairesel turunu anlamlandırmak için ortaya attığımız bir başlangıç noktası. Sürekli akıp giden zamanda yönümüzü bulmamıza yarayan bir deniz feneri. Ocak 1, biz dünyalılar için bir kerteriz noktası.
Yılbaşı olmasa dünya yine döner. Biz yine yaşardık elbette. Ama ne ben 48 yaşında olduğumu söyleyebilirdim sizlere, ne de dünyanın 4,5 milyar yıldır döndüğünü iddia edebilirdik. Sonsuzluğa uzanan, kavranması zor bir akışa getirdiğimiz bu düzen arayışı sayesinde yılları hesaplayabiliyoruz. Ve yine tam da bu sayede 2022'yi bitirip 2023'e girebiliyoruz. Sanırım birazcık da bu son söylediğim yüzünden kutluyoruz yılbaşını. Eskimiş bir sayfayı kapatıp yeni bir sayfa açıyoruz. Tabii ki yeni umutlarla birlikte.
Bunun düşüncesi bile hoşumuza gidiyor. Önceki yıl ne kadar can sıkıcı, bunaltıcı geçerse geçsin, yeni yıl için hedefler koyabiliyoruz. Hayaller kurabiliyoruz bu sayede. E öyle ya, yeni yıllarda bir dilek tutmak gibi oldukça modern bir ritüele de sahibiz. Pek çoğumuz için yılbaşı yeni bir umut demek. Ve umut yeni yılı kutlamak için başlı başına yeterli bir sebep. İşte tam da bu yüzden ütopyalardan bahsetmek istiyorum size. Çünkü ütopya dediğimiz şeylere, umudun ve gelecek hayallerinin şaheserleri gözüyle bakmamız mümkün. Bakın ne diyor Oscar Wilde? Ütopya'nın olmadığı bir dünya haritasına bakmaya bile değmez. İlerleme dediğin ütopyaların gerçekleşmesidir. Madem öyle, öncelikle ütopya kelimesinin kökenine inerek işe koyulalım. Bizim tek bir kelime olarak bildiğimiz bu kavram aslında antik Yunanca'daki üç ifadenin birleşimi. Var olmayan şey anlamındaki o, mükemmel kusursuz anlamındaki e-u ve yer ya da toprak anlamındaki topos ifadelerinin senteziyle oluşmuş.
Yani mükemmel bir şekilde tasarlanmış fakat gerçekte olmayan bir yer olarak bu miksi harmanlayıp toparlayabiliriz. Anlamsal açıdan ele alacak olursak mükemmel bir toplum hayali şeklinde de tanımlayabiliriz. Mükemmel bir toplum hayali.
Peki şimdi şöyle bir soru soralım kendimize. Kusursuz bir düzende yaşayan, her şeyden memnun bir toplum mümkün müdür?
Bu soruya öyle hemen evet mümkündür diye cevap verebilmek zor. Çünkü dünyanın içinden geçmekte olduğu süreçleri düşündüğümüzde çoğunluğumuz bunun aksini hissediyoruz muhtemelen. Geride bıraktığımız yıla bir bakalım mesela. Beklenmedik savaşlar. Onların yol açtığı küresel bir ekonomik kriz. Derken kendimizde COVID-19 salgınını dert edecek enerjiyi bile bulamamak. İşte tüm bunlardan bahsedince daha çok bir distopyanın figüranlarıymışız gibi duyuluyor değil mi? Fakat hemen öyle enseyi karartmayın, umutsuzluğa kapılmayın. Çünkü yalnızca kötü şeyler değil, güzel şeyler de oldu dünyada. Aklıma gelen ilk örnek tabii ki James Webb Uzay Teleskobu. Onun sayesinde evrenin derinliklerini keşfetmek hatta sırlarını çözebilme ihtimaline de sahibiz artık. Bu sayede yaşadığımız birçok problemin cevabını ya da çözümünü bulacağız belki de. Her şeye rağmen umudumuzu diri tutmak gerekiyor anlayacağınız. Ayrıca düşünsenize, kusursuz bir düzende yaşayan her şeyden memnun bir toplum...
...böyle bir ideali hangimiz istemez? Hangimiz hayal etmez? İşte Ütopya bize bu hayalleri kurmamızı, idealimizdeki geleceği ifade etmemizi ve en önemlisi de umutlu kalabilmemizi sağlayan bir kavram. İlk kez 1516 yılında İngiltere'de ortaya çıkmış bu kelime. Thomas More tarafından yazılan Ütopya romanı bizim bu kavramla tanıştığımız ilk kaynak. More'un Ütopyası adı gerçekten de Ütopya olan bir adanın üzerinde kurulmuştu. Bu adada kendi idealindeki topluma hayat vermişti. Kitabın ilk bölümünde dönemin dünyasını sert bir dille eleştiriyor. Problem gördüğü şeylerin altına kalın bir çizgi çekiyordu More. Ama yaptığı tek şey eleştirip kenara çekilmek olmadı. Aynı zamanda bir çare sunmayı da dert edinmişti kendine. İşte bu yönden Ütopyalar salt eleştirilerden ya da salt hayallerden ayrışıyor aslında. Ütopyasını kurarken Platon'un ideal devletinden yoğun bir şekilde esinlenmişti kendisi. Ütopya adasının yöneticileri çok sıkı bir eğitimle yetiştirilmek zorunda mesela.
Ona göre yöneticiler her konuda tam donanımlı olmalı. Bu adanın sakinleri birlikte üreten, ürettikleri mahsulleri şehirdeki ambarlarda birbirleriyle paylaşan insanlar. Dolayısıyla Ütopya adasında yemek ücretsiz. Hiçbir insan yiyecek sıkıntısı çekmiyor ya da gelecek kaygısı duymuyor. Demem o ki bugünün bile en önemli problemlerinden biri olan besine, gıdaya erişim meselesine bir çözüm sunabiliyor Mor'un Ütopyası.
E tabi konu Ütopya olunca bunu hemen ekonomik ya da politik bir açıdan ele alma eğilimindeyiz ki bu da çok doğal bir refleks. Platon'dan bu yana en bilindik Ütopyalar neredeyse hep ideal bir yönetimi, ideal bir toplumu hayal etmiş. Ancak her Ütopya sadece bu meselelerle ilişkili olmak zorunda değil. Pek çok şey hakkında Ütopya kurabiliriz. Bakın mesela benim aklıma gelen çok enteresan bir mimari Ütopya var. Ama gelin burada bölümü ufak bir ara verelim. Döndüğümüzde Frank Lloyd Wright'ın tasarladığı Broadacre şehri Ütopyası'ndan bahsedeceğim size. Ne diyorduk? Frank Lloyd Wright ve Ütopik Kent modeli. 20. yüzyılın kent sorunlarına çözüm arayan bir Ütopyacı Frank Lloyd Wright. Kendisi birçok modern kent Ütopyası tasarlamış. Bunlar arasında en ünlüsü ise 1932 yılında yayınlanan Broadacre Kent modeli. Şehrin dışında kalan Taşra bölgelerinin kalkınmasına ve sosyal yaşama katılmasına yönelik çağdaş hayallere dayanıyor bu Ütopya.
Wright, umudu insanların bizim şehrimiz diyebileceği bir düzende bulmuş. Bu şehrin sakinleri kendi yaşadığı yeri sahiplenen, kentdaş hisseden, birlikte yaşayan ve birlikte hareket eden insanlar. Wright'a göre işte umut tam da burada. Diğer kent modellerinin aksine merkezi bir anlayışa sahip değil bu Broadacre modeli. Taşra ve kent insanının yaşam standartlarının eşit olması gerektiğini savunuyor. Şehir içindeki kaosu ve dışındaki çarpık kentleşmeyi belli yönetmelik ve politikalar aracılığıyla giderme hayalini sunuyor bize. Peki nasıl yönetmelikler bunlar?
Öncelikle bu şehirlerde doğan herkesin bir dönüm arazi hakkı var. Böylece mülkiyet ve barınma sorununun önüne geçebileceğini düşünmüş Wright. İnsanlar arazilerini belli standartlar dahilinde değerlendirebiliyor. Bu arazilerde geniş alanlara yayılmış çayır evleri adındaki yapılar bulunuyor. Her ailenin tarımsal faaliyetlerini gerçekleştirebileceği gizli bahçeleri var. Böylece şehir sahip. Sakinleri en temel ihtiyaçlarından biri olan beslenme problemini kendi emekleriyle çözebiliyor. Ulaşım sistemi de uçsuz bucaksız otoyollardan oluşuyor Wright'ın utopiyasında. Her güne rahatlıkla ulaşabileceğiniz geniş hatta sınırları bile olmayan yollar tasarlamış. Amacı ise şehir içindeki trafiği ortadan kaldırmak. E peki toplu taşıma istasyonları? Elbette buraları da sadece birer durak olarak tasarlamadı Wright. Bu mekanları farklı fonksiyonlara sahip ve insanların bir araya geldikleri yerler olarak dizayn etmiş.
Yani buralarda sosyal bir ortam yaratmaya çalışmış. Onun için en önemli şeylerden biri insanları bir araya getirmek. Doğal ve yapay çevrelerin uyumlu olduğu bir kent hayal ediyor Wright. Siz de benimle ve Wright'la birlikte şunu hayal edin şimdi.
Etrafta hiçbir dikkat dağıtıcı unsur yok. Ne yüksek binalar, ne elektrik direkleri, ne korna sesleri, ne de oradan buradan sarkan kablolar. Hadi yukarıya baksanıza. Alabildiğine gökyüzü. Wright'ın ütopyası, gökyüzünü ve ufku her daim görebildiğiniz türde bir şehir. Ona göre bu en az temel ihtiyaçları karşılamak kadar önemli. Neden mi? Çünkü Wright, hayal kurabilen insanların dünyayı daha iyi bir yer haline getireceğini düşünüyordu. İşte bu yüzden şehir içinde kaosu olabildiğince azaltmayı, insanların o pürüzsüz ve uçsuz bucaksız gökyüzüne istedikleri an bakıp hayallere dalabilmesini düşünmüştü. Herkesin daha sık ve birlikte hayal kurabildiği bir şehir planı. Bundan âlâ ütopya mı olur? Wright'ın tasarladığı bu şehir ütopyası gerçekleşmiş mi? diye sorarsanız eğer, hayır, o da pek çok ütopya gibi gerçekleşmiş değil. Henüz diyelim hadi. Fakat bugünün çevreci şehir taslaklarında Wright'ın modelinden izler görebilmek mümkün.
Ama mesele zaten ütopyaların tam anlamıyla gerçekleşip gerçekleşmemesi değil. Çünkü ütopyalar her şeyden önce hayaller kurdurur. Ki önemli olan da bu. Kurulan bu hayallerse bugüne umut ve ilham verir. Geçen bölümün sonunda ve bu bölümün başındaki söylediklerimi tekrar hatırlatayım. Distopya ya da tersi ütopya gibi kavramlar aslında bize ayna tutuyor. Demiştim. Yılbaşına yaklaşırken ütopyalar üzerine konuşmak istememin sebebi de buydu aslında. Çünkü her şey hakkında ütopya kurulabilir. Bu ütopyalar Moore'un kurduğu gibi dünya hakkında da olabilir. Wright'ın ki gibi mimari ve şehir planı hakkında da olabilir. Ya da daha iyisi ve belki de en önemlisi kendi küçük dünyamız ve yaşamımız hakkında da olabilirler. Ben bu son söylediğimi bireysel ütopyalar şeklinde adlandıracağım. Bireysel ütopyalar. Klasik anlamda ütopyalar toplumsal bir düzeni kendisine dert ediniyor. Bunu sanırım şimdiye dek anlattıklarımdan çıkarabildik.
Neredeyse tamamı toplumsal ilişkileri mükemmel bir düzene oturtmayı hedefliyor. Oysa benim uydurduğum bu bireysel ütopyayla kastettiğim şey kendimiz, yakın çevremiz ve geleceğimiz hakkında kurduğumuz hayaller. Tıpkı diğer ütopyalar gibi henüz var olmayan ama kendi hayatımızda bir şeyleri değiştirmeye ve gelişmeye bugün hemen şimdi başlamamız için bizi motive eden bir vizyon. Ve bir sayfayı kapatıp bir yenisini açtığımız yılbaşı bu hayali kurabilmek için en uygun zamanlardan biri.
2023'te diye başlayan dileklerin her biri bizim ufak ütopyamızda birer tuğla olabilir. İşte bu yüzden sevgili Podbean medya yaratıcılarına 2023'e dair umutlarını, hayallerini sordum. Şimdi onların verdikleri cevapları sizinle de paylaşmak istiyorum. Çünkü hayalleri paylaşmak bir başkasının hayaline ışık tutabilir. Merhaba Barış. Ben Dilozof ile dünyaya fırlatıldıktan Dilara. 2023'te kendi değer ve seçimlerimizin peşinden özgürlükle koştuğumuz, tutkularımızla, emekle yarattığımız, dans eder gibi yaşadığımız günler hayal ediyorum.
Merhaba, ben Derin Esmiyor'dan. Umut konusu olduğu zaman aslında Esmiyor gibi iklim değişikliğiyle ilgili mücadeleler yapan, geleceğe dair bazı şeyleri değiştirmeye çalışan ekiplerde umut her zaman tartışılması gereken bir konu. Ben hayatım boyunca kendimi daha çok umutsuz bir insan olarak, daha doğrusu pesimist bir insan olarak tanımladım. Ve Esmiyor konusundaki çabalarımızı göstermeye başladığımızda da çevremdeki insanlara aslında bu konuyu da biraz bahsettim. Ama insanların bana söylediği şey de şuydu, eğer umudun olmasa bu işin altına zaten girmezdin. İklim değişikliği konusunda bir farkındalık yaratmaya çalışmak, küçük de olsa bir değişiklik yaratmaya çalışmak aslında umudu da yanında getiren bir konu. Bunu duyduktan sonra acaba ben gerçekten umutluyum diye de kendime çok fazla sordum. Ve bu konuyu biraz da araştırmaya başladım. Ve o zaman gördüm ki aslında bizim tek bir kelimeyle umut diye bahsettiğimiz şeyin türleri varmış.
Yani tek bir tür muz biliyoruz ama muzun yüzlerce türü var. Umut da yine bu şekildeymiş. Ben bu geniş umut büfesi içerisinde kendime iyimser olmayan umut tanımını birazcık da öngördüm. İyimser olmayan umut veya hope without optimism diye geçiyor. Bunu seninle paylaşmak istedim.
Merhaba Barış, ben karanlık dosyalardan Sezgi Aksu. Kendim ve yakın çevrem için hayal ettiğim gelecekte en başında sağlık var. Çünkü sağlık olmadan hiçbir şey olmuyor maalesef. Ve hepimizin sağlıklı olmasını olabildiğince ve buna ek olarak da huzurlu, mutlu ve bir arada olabilmemizi diliyorum. Şu günlerde özellikle en önemli şeyin bu olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde benim dileklerim.
Merhaba ben Merve, Berbat Bir Anne podcastinin yaratıcısıyım.
2023'de bana umut verecek bir şey.
Kendim ve yakın çevrem için en sevdiğim hayalim hem de 2023 Ütopya'nın festival gibi bir yaşam. Yani böyle tabir etmek çok hoşuma gidiyor. Bu festivalin içinde doğallık var, coşku var, olduğun gibi olmak var, gerçek hisler var, özgürlük var. Öncelikle bir insan, sonra bir kadın ve anne olarak tamamen özgür hissetmek var. Hepimiz adına finansal özgürlük var, ifade ve davranışsal özgürlüklerimiz. Eşitlik ve sevgi var. Sık sık yer değiştirebilme kabiliyeti. Şehirlere, evlere, alışkanlıklara fazla bağlı kalmadan yenilikler tasarlayabilmek var. Mümkün olduğunca az tüketip, mümkün olduğunca çok üretmek var. Esnek ve keyifli olmak, siyaset konuşulmayan kalabalık sofralar, yüksek sesli kahkahalar, yeni fikirler, yeni uğraşlar, başarılar, başkalarının başarılarını alkışlamak, kendine alkışlamak, ileri gitmek, geri adım da atabilmek, dayanışma, destek olmak ve destek isteyebilmek var.
Merhaba, ben Ozan Gündoğdu. Haber Podcast'te Trend Topi'nin yaratıcısıyım. Son yıllarımız oldukça zor geçti. 2018'den itibaren başlayan ekonomik bunalım, ardından pandemi ve derinleşen yoksulluk, ardından savaş ve politik gerilimler. Gelen her bir yıl öncekini arattı. Belki cennetin kapılarını açamayacağız ama cehennemin kapılarının kapanması hepimizi rahatlatacaktır. Bu yıl cehennemin kapılarının kapanmasını hayal ediyorum. Görüşmek üzere.
Merhaba herkese, Sepin ben, Sepin kafasından. Umut benim için biraz şaibeli bir sözcük. Çünkü aslında gelecek dediğimiz ne ediliyor? Belirsiz bir şey. Ve Umut biraz gelecekte olacak olanın bugüne verdiği benim gözümde. Oradan baktığımda 2023 hayalim romanımı bitirmek olurdu. Bugünden doğru 2023'e baktığımda bugüne ait hayalim romanımı bitirmek. Bu vesileyle yeni yılda herkese öncelikle sağlık diliyorum, neşe diliyorum ve huzur diliyorum. Çok sevgiler.
Sevgili Barış merhaba. Ben Kayıp Eşya Bürosü'nden Özge Özel. 2023 yılında umut etmeye dair kendime koyduğum hedeflerden bazıları şöyle. Öncelikle umut kavramımı küçük bir güncelleyeceğim galiba. Çünkü umuda tutunacak bir dal muamelesi yaptığın zaman insanın kolları daha çok ağrıyor ve havada asılı kaldığın zamanın yorgunluğuyla bazen elde ettiğin güzel şeylerin farkına varamayabiliyorsun. O yüzden umut sanki tutunduğumuz bir şey gibi değil de hep orada olan ve ara ara unuttuğumuz bir şeymiş gibi davranacağım. Bazen bu kendime yalan söylemeye gerektirse de bu konuda kararlılıkla umutluymuş gibi fake edeceğimi biliyorum. Daha önce böyle yaptım. Bu sene de bunu yapmayı düşünüyorum.
Evet her biri birbirinden değerli cevaplar. E artık biz kendi yeni sayfalarımıza neler yazdığımızı sizlerle paylaştık. Şimdi sıra sizde. Şimdi sizden şöyle bir ricam olacak. Bu bölümün açıklamasına bir link bıraktım. Sizi Podbean'in sitesindeki yöntemle. 111 Hertz'in özel sayfasına yönlendirecek bu link. Ve işte orada soru sor diye bir bölüm göreceksiniz. Soru sor. O butona tıklayıp sesinizi kaydederek benimle 2023 için kurduğunuz hayalleri, ütopyaları, yeni yıla dair umutlarınızı paylaşmanızı istiyorum. Kendi sesinizden.
Sizlerin kendi ütopyanızda neyi yaratmak istediğini, kendi yeni sayfalarınızda neyi yazmak istediğini çok merak ediyorum. Kim bilir belki bu mesajlardan bazılarını 2023 yılı için hazırlayacağım. Daha oraya girmeden YouTube kanalımdan yayına vereceğim yıllardır yaptığım zinciri kırma videomda da belki kullanabilirim. Evet işte böyle bir yılın daha sonuna yaklaştık ve bir bölümü daha kapatıyoruz. Ve bunu yaparken de ekip olarak 2023'ün hayaller kuran, bunların gerçekleşmesi için birlikte mücadele veren, birlikte çaba gösteren tüm insanların yılı olmasını diliyoruz. Lütfen umutlarınızdan, hayal kurmaktan vazgeçmeyin.
Künye
- YazanÖzgür Yılgür, Berkant Gültekin
- Ses Tasarım ve KurguMetin Bozkurt
Kaynaklar (12)
- Why We Need Utopian Fiction Now More Than Ever
- The Importance of Utopian Thinking - The School Of Life
- Writing the Future With Utopias
- The History of Utopian Thinking | Danilo Palazzo | TEDxUCincinnati
- Why are utopias important for human mankind? | Gregory Claeys | TEDxLinz
- How Utopia shaped the world
- Forks in the Road: Why do We Write So Many More Dystopias than Utopias? - Broken Hands Media
- Nalo Hopkinson on Utopian Literature | TVO Docs
- Create a Personal Vision Statement and Change Your Life
- Dünyanın En Garip Bayramları
- Kulağına Bir Şey Söyleyeceğim
- The Launch of the James Webb Space Telescope