111 Hz ·Bölüm 89 ·17 Ağustos 2023 ·38 dk ·5.045 kelime

Güvercinlerden Fiber Ağlara İletişim (ft. Engin Aksoy)

İletişim konusunda geçmişten günümüze kat ettiğimiz mesafe son derece etkileyici. Tamtamları kullanarak başladığımız bu yolculukta, internet teknolojisine kadar vardık. Peki nasıl bir teknoloji bu? Günümüzün iletişim teknolojilerinin altyapısında neler yatıyor? Bu soruları Vodafone Türkiye'nin CEO'su Engin Aksoy ile masaya yatırıyoruz. Vodafone'un iletişim alanındaki çalışmalarını ve yarınlarda bizi nelerin beklediğini değerlendiriyoruz.

0:00

Herkese merhaba. Ben Barış Özcan. 111. frekansa hoş geldiniz.

O ne ya? Bir kaplan sanırım. Eyvah bizim kabilenin köyüne doğru gidiyor galiba. Hemen onları uyarmalıyım.

Bir dakika ya. Ben kaplan kadar hızlı koşamam ki nasıl haber vereceğim kabileye?

Nerede benim tamtamım?

Dikkat! Köye bir kaplan yaklaşıyor.

Görev başarıyla tamamlanmıştır. Kesin beni kahraman ilan edecekler köyde.

Ya tamtamın sesini duymadılarsa? Nereden bilecekler ki bir kaplanın onlara doğru geldiğini? Sonuçta ilk defa bir kaplan bizim köye doğru ilerliyor. Aramızda bunu haber verecek bir kodla belirlememiştik. Yok mu ya kabileyle iletişim kurabilmenin daha güvenilir bir yöntemi?

Belki de güvercinler yardımcı olur mesajını iletmeme. Hemen yazalım mesajımızı.

Köye doğru bir kaplan geliyor. Hazırlıklı olun.

Hah uç bakalım. İlet mesajımı.

Evet. Geç oldu ama güç olmadı. Mıh. E bu sefer de ben nereden bileceğim güvercinin köye ulaşıp ulaşmadığını? Bir de yolda ya başına bir bela gelirse? Ne bileyim bir şahin filan yakalarsa benim güvercinimi? Kaplan bizimkilere ulaşmadan başka bir çözüm bulmam şart.

İşte burada. Granbel'in meşhur telefonu. Bu sefer tamam. Kabileyi haberdar edebilirim işte.

Alo. Arkadaşlar hemen hazırlanın. Köye doğru bir kap... Alo. Alo. Arkadaşlar sesim geliyor mu? Alo.

Tabii ya. 1876'da ne arasın bizi? Bizim kabileyin köyünde telefon. Henüz Granbel bile bunu bulalı 2-3 ay filan oldu. Daha da teknolojik bir şey bulmalıyım. Ne olabilir? Heh buldum. İşte bu ya. Mail atarsam bu iş tamamdır. Evet şöyle kısa, öz, resmi bir mail sorunumuzu çözer.

Merhaba sevgili kabile lideri. Köye doğru bir kaplan geliyor. Dikkatli olun. Sevgilerimle barış. Heh şöyle. Bir görevi daha başarıyla tamamladık. Heh bak cevap da geldi bile. Teknolojinin gözünü seveyim ya. Ne güzel işte. Hızlı hızlı hallettik. Ne diyor bakalım. Merhaba Barış. O kaplan bundan birkaç yüzyıl evvel köye uğramadan geçti. Biz de sana dumanla haber yollamaya çalıştık ama cevap alamadık. Yine de özveren için hem kendim hem de kabilemiz adına teşekkür ederim. Sevgiler.

Görüyor musun? Neyse iyi tarafından bakalım. Kaplan kabileye musallat olmamış. Öf. Boşa gitti bunca zaman yolculuğu. desem de zaman yolculuğunu bulmuş değilim. Henüz. Ve maalesef bilim insanları bu teknolojiyi de icat etmedi. Henüz.

Fakat bu küçük mizansenle size ufak bir tarih gezisi yaptırmak istedim. İletişimde tarihsel gelişmemizdeki birkaç durağa uğramak pek de fena olmadı galiba. Zira bugün konuşacağımız konu da bununla alakalı. Şimdi düşünsenize türümüzün teknolojideki o gelişimini tam tamlardan dumana, oradan güvercinlere, oradan ulaklara kadar uzanan bir iletişim maceramız var ve artık mesajlaşma ve sosyal medya uygulamalarına kadar ulaştı. Tek bir tuşla saniyeler içinde iletebiliyoruz mesajımızı. Eskiden davullarla ilettiğimiz mesajları artık akıllı telefonlarla yollayabiliyoruz. Peki bugünkü iletişim teknolojileri nasıl çalışıyor? Biz buraya nasıl geldik? Eminim bazılarınız bunu düşünmüştür. Arkadaşımıza yolladığımız mesaj nasıl bir teknolojiyle ulaşıyor acaba? Veya bizi yakın gelecekte iletişim alanında neler bekliyor? Fakat bu sefer size bunu tek başıma anlatmayacağım. Malum konu önemli. İşin uzmanı olan biriyle bu konuyu konuşmak istiyorum.

Barış

Ve bu bölümde konuğum Vodafone Türkiye'nin CEO'su Sayın Engin Aksoy. Merhaba Engin Bey. Ben ilk olarak şunu sormak istiyorum. Dünyanın önde gelen iletişim teknolojisi sağlayıcılarından birinin temsilcisi olduğunuz için öncelikle altyapıyı konuşmak gerektiğini hissediyorum. Günümüzde özellikle teknolojinin çok hızlı geliştiğini de düşünecek olursak güçlü bir dijital altyapıya sahip olmak gerekiyor. Ve bu altyapı hakkında da bir yol haritası oluşturmak gerek diye düşünüyorum. Vodafone'un böyle bir haritası var mı? Varsa bu haritayı nasıl oluşturuyorsunuz? Önce bunu konuşarak başlayalım isterseniz.

Engin

Tabii biliyorsunuz günümüzde ekonomik kalkınma ve küresel rekabetinde odağında aslında dijitalleşme var. Dijitalleşme verimliliği ve üretkenliği arttırıyor ve yeni iş modellerinin gelişmesinde de önemli rol oynuyor. Bu bağlamda örnek ülke olarak hep Güney Kore gösteriliyor. Güney Kore bugün iletişim altyapısı, dijital ürün ve hizmetlerin toplumsal ve ekonomik hayatın nüfusu açısından örnek gösterilen bir ülke.

Dünyanın en büyük ekonomileri arasında 10. sıraya yerleşti. Ve bu sıçramayı da aslında onlara yaptıran dijital devrim diyebilirim. Dünyanın en büyük yüksek teknolojili çip, mobil telefon ve yeni nesil cihaz üreticilerinden biri haline geldi Güney Kore. Ve bilgi işlem teknolojileri ihracatına da çok önemli bir sıraya yükseldi. Aslında bu dijitalleşmeyi mümkün kılan da telekomünikasyon altyapıları oluyor. Telekom sektörünün ve geniş band altyapıların yatırımlarının artması, ülke ekonomisi ve sosyal dayanıklılık için kritik. Ve bu tüm dünyada son yıllarda çok net anlaşıldı. Pandemi bunu biraz daha hızlandırdı. Ben bu çağ aslında biraz dijital çağ diyorum, dijital devrim dönemi diyorum. Ve bu dönemde çok daha iyi anlaşıldı. Bunun bir yansıması olarak da dijitalleşme için devlet teşviklerinin genişletilmesi de çoğu yerde yaygın bir kamu politikası haline geldi. Avrupa Birliği başta olmak üzere pek çok bölgede de dijitalleşmeyi destekleyecek teşvik ve programlar hazırlandı.

Aslında teknolojinin önüne açılması için güçlü bir dijital altyapı yol haritasına ihtiyaç olduğunu söyleyebiliriz. Yol haritası hazır olduğunda, altyapılar kuvvetlendirildiğinde bu altyapıların üzerinde servis geliştirmek mümkün olabiliyor.

Barış

Evet, bu Güney Kore örneği benim ilgimi çekti. Çünkü ben de Seyul'de bulunmuştum. Ve orada bir Han mucizesinden söz ediyorlardı böyle 60'lı yıllardan itibaren. Başlayan bir mucize ama hiçbir mucize sebepsiz olmuyor bence. Doğru. Sizin de belirttiğiniz gibi orada özellikle devlet teşviği ve bu yol haritasının belki de bütün paydaşlar tarafından oluşturulması herhalde o ivmeyi de güçlendiriyor. Peki bir takım kaynaklara sahip olması lazım operatörlerin. Bu kaynakların etkin bir şekilde operatörlere tahsis edilmesinin kritik olarak önemi nedir? Vodafone mesela bu kaynakları nasıl kullanıyor?

Engin

Evet, şimdi kaynak dediğimiz zaman altyapı dedik. Altyapının üzerinde nasıl bir kaynaktan söz edebiliriz?

İki tane ana nokta var. Bunlardan bir tanesi frekanslar. Yani operatörler mobil iletişimini sağlamak için frekansları kullanıyorlar. 700 frekans bandı, 800 bandı, 900 bandı gibi frekanslar üzerinden yayın yapılıyor. Bugün aslında ekonominin de önemli ihtiyaçlarından biri verimlilik artışı. Yeni teknoloji ve yeni frekansların kullanılması haberleşme sektöründe kaynak verimliliğini sağlıyor. Hem de hizmet ve üretim sektörlerinde verimlilik artışı önemli bir role sahip. Dünyada olduğu gibi sektörümüzde de aslında finansal öngörülebilirlik ve sürdürülebilirlik açısından zorlu bir dönemden geçiyoruz. Sektörümüzün yatırımlarındaki artış ile gelirlerindeki artış trendine baktığımızda bu iki sırasındaki makas açılıyor. Çünkü az önce bahsettiğimiz bu dijital devrim döneminin gerekli olarak çok daha fazla yatırım yapmamız gerekiyor. Ancak gelirlerin aynı oranda artmadığını görüyoruz. Dolayısıyla yatırımlardaki kaynak etkinliğini sağlamak tüm dünyada operatörler için önemli bir ihtiyaç haline geldi.

Türkiye'de daha da önemli. Yeni frekansların yeni teknolojilerle kullanılması ve ile bu kaynak etkinliğinin gerçekleştirilmesi de mümkün olacak. Yani yeni frekanslar verildiği takdirde kaynakları daha verimli kullanabileceğiz. Yeni teknolojileri alabileceğiz yeni frekansların üzerine. Enerji tasarrufu sağlayacağız. Biz bir an önce yeni nesil mobil iletişim teknolojilerine ve altyapısına geçiş için vakit kaybetmeden gerekli düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz. Belki daha basit anlatmam gerekirse dinleyicilerimiz için de ilave frekans tahsisi aslında çok daha yüksek kapasiteli yeni iletişim otobanları açmak anlamına geliyor. Bu da en basit anlatımıyla trafiğin rahatlatılması ve daha kaliteli bir deneyim sunulması anlamına geliyor diyebilirim. Örneğin şu anda boşta olan bir 700 frekans var. Hiçbir operatör kullanmıyor. Bu frekans boş bir kaynak olarak duruyor. Bu operatörlere tahsis ediliyor olsa yeni bir otoban açılmış olacak.

Ve bu otobanın üzerinden tüketiciler daha kaliteli, daha hızlı, daha yüksek kapasiteli internet kullanabilecekler. Ancak bu şekilde teknolojinin yaygınlaşması ve bekleyen ekonomik artma değerinin ortaya çıkması mümkün olacaktır diye düşünüyorum.

Barış

Şimdi az önce siz de söylediniz özellikle bir dijital devrim içerisinde olduğumuzu söyledik. Efendim Covid döneminde bunun ben ona force majör diyorum. Yani zorlayıcı bir etkiyle 7'den 77'ye herkes uzaktan çalışmanın bazı verimlilik şeylerini uzaktan da yapabilmenin faydalarını görmeye başladı. Bunun içinde işte o geniş otobanlara ihtiyaç var. Şimdi bu geniş otoban, geniş band teknolojisi diyoruz. Özellikle de mobil anlamda bu Covid döneminden sonra post Covid döneminde mobil ortamda daha rahat çalışabilmemiz için de mobil anlamda bir geniş banda ihtiyaç var anladığım kadarıyla. Sizler nasıl tanımlıyorsunuz bunu teknik olarak mobil geniş bant teknolojisi? teknolojisini, bu bandın ne olduğunu biraz daha açabilir misiniz?

Engin

Tabii aslında mobil geniş band sistemi mobil ve elde taşınır cihaz kullanıcılarına internet erişimi sağlayan altyapıdır. Mobil servis sağlayıcılar tarafından uzaktan bağlı kullanıcılara yüksek hızlı geniş band internet erişimi sağlamak için kullanılan bir sistemdir diyebiliriz. Yani belirli bir yerdeki sabit bir ağ bağlanmak değil aslında mobil ve elde taşınır cihazlarla uzaktan mobil servis sağlayıcılara bağlanmak diye bir tasvir edebilirim.

Barış

Peki bir de fiber ağlar var hani daha da hızlı çok geniş kaç şeritli diyorsunuz bilmiyorum ama çok şeritli otoban yapabilmek için fiber ağlara ihtiyaç var. Vodafone'un nasıl bir fiber altyapısı var?

Engin

Şimdi tabii fiberin yaygınlaşması hane ve iş yerlerinin yüksek hızlı ve güvenilir bir bağlantıdan azami ölçüde yararlanabilmesi için elzem. Yeni nesil mobil teknolojide geçişin zamanında olması ve etkin şekilde gerçekleştirilmesi için de biz sadece haneleri ve iş yerlerin değil mobil baz istasyonlarının da fiberle birbirine bağlamak durumundayız.

Ülkemizin her haneye fiber götürme hedefini gerçekleştirmek ve dijitalleşmenin aslında tüm sektörler ve ülke genelinde dönüştürücü etkisini ortaya çıkarmak için fiber yatırımlarını hızlandıracak bir girişime ihtiyaç bulunuyor. Biz bugün Vodafone olarak yaklaşık 500 bin haneye fiber götürüyoruz. Çok daha fazlasını götürmek istiyoruz. Ancak bugünkü düzenlemeler buna müsaade etmiyor. Tesis paylaşımı gibi düzenlemeler yeterli çözümü sunmuyor. Uygulamada pek çok aksaklıkla karşılaşabiliyoruz. Biz aslında hem mükerrer yatırımların öğrenenmesi hem de yatırımların hızlanarak Türkiye'nin her hanesine ve her işletmesine fiberin ulaştırılması için ortak altyapı şirketi modelinin yeniden ele alınmasında fayda görüyoruz. Bu ortak altyapı şirketiyle aslında çok daha fazla yatırım yapabilme kapasitesi olacak. Çok daha ekonomik yatırım yapabilme kapasitesi olacak. Ve servis sağlayıcılar, operatörler altyapıda değil üst yapıda hizmet kalitesinde rekabet ediyor olacaklar.

Barış

Aslında Türkiye'deki bu altyapı teknolojilerinin geliştirilmesiyle de paralel bir süreç. Tabii burada son kullanıcılar olarak diyelim bizler için ne var? Ben bir hikaye anlatıcısı olarak kendimi tanımlıyorum. Buradan benim çıkartacağım ana fikir ne? Mesela bu tür şeylerin genel olarak bize hem ev ekonomisine hem de ülke ekonomisine ne gibi katkıları olacak sizce?

Engin

Tabii şimdi aslında belki geçmişten bugüne biraz bakmak lazım. Çok önce değil aslında Türkiye'de 4G lansmanı 2016 yılında yapıldı. 2015 yılına 2014 yılına gittiğimizde bugün tüketicilerin daha fazlasını istediği hızlar o dönemlerde hayaldi. Bugünkü ortalama hızlarla o günkü ortalama yani 2015'ten bahsediyorum. Sadece 8 yıl önceki hızla bugünkü hızı karşılaştıracak olursak en az 5-6 kat hızlanmış durumdayız internet. Peki bu bize neyi sağladı? En basitinden bugünkü yayını yapabilmemizi sağladı. Bugün pek çok televizyon kanalında veya dijital kanalda gördüğümüz görüntülü canlı yayınları yapabilmemizi sağladı.

Bugün mesela dijital kanalların veya televizyon muhabirlerinin ellerinde mobil kameralarla Türkiye'nin her yerinden yayın yapabilmelerini dahi aslında bugünkü 4G teknolojisi sağladı. Yani 3G teknolojisiyle bunu yapabilmek çok mümkün değil. 3G'nin kapasitesi bunun için çok sağlıklı bir altyapı sunmuyor. Peki 5G'ye geçince ne olacak? Örnek olarak söylüyorum. Az önce bahsettiğim dijitalleşme yol haritasında ilave frekansların tahsisi, fiber altyapının kurulması ve 5G'ye geçiş önemli adımlar. 5G'ye geçtiğimizde bugünkünden çok daha fazla kapasiteye sahip olacağız. Yani internet kapasitesine. Bu da şu demek eş zamanlı internete erişebilme. Nedir bu? Örneğin bir doktor uzaktan bir robotu kontrol ederek ameliyat yapabilecek. Çünkü doktorun İstanbul'daki el hareketi örneğin Van'daki robotu aynı salise içerisinde hareket ettirebilecek. Yani arada bir milisaniye gecikmeler olmayacak. Bugün 3G'den 4G'ye geçerken bu gecikmeler çok azaldı.

4G'den 5G'ye geçerken çok çok daha fazla azalacak. Bu çok önemli bir gelişme. Aynı şekilde üretimde, üretim sektöründe uzaktan robotların kontrolü, makinelerin kontrolü yine eş zamanlı olacak. Bugün örneğin özellikle Amerika'da otonom araçlardan çok bahsediliyor. Otonom araçlarda aslında en önemli mekanizma gecikmenin olmaması, data gecikmesinin olmaması. Örneğin kırmızı ışık yandığında araca giden sinyalin aynı salise de gitmesi lazım. Aksi takdirde oradaki milisaniyeli gecikme bir kazaya yol açabilir. Bunu da ancak yüksek kapasiteli internet altyapıları sağlıyor. Bu da ancak yeni nesli teknolojilerle mümkün. 5G gibi teknolojilerle mümkün. Yani tüketicinin hayatını böyle örnekleri çoğaltmak mümkün. Belki geniş kitlelerin daha çok ilgisini çeken örnekler de verebilirim. Örneğin oyun endüstrisi.

Barış

Şimdi siz gecikme vesaire deyince benim aklıma hemen oyunlar gelmişti zaten. Onu soracaktım siz girdiniz.

Engin

Evet örneğin bugün evinizde fiber yoksa veya evinizde çok kaliteli bir 4G yoksa eş zamanlı oyun oynama şansınız biraz düşük. Oradaki milisaniyeli gecikmeler aslında size bir dezavantaj yaratıyor. Ancak 5G'de bu gecikmeler ortadan kalkıyor. Oyun endüstrisi, eğlence endüstrisi de 5G gibi teknolojilerle dönüşüyor. Bu örnekleri tabii ki çoklamak mümkün. Ama en büyük kullanımı nedir derseniz. makineler, nesneler arası internet, makineler arası iletişim diyoruz. Pek çok cihaz aslında milyonlarca cihaz aynı network'e, aynı şebekeye daha sağlıklı olarak bağlanabilecek ve daha eş zamanlı olarak data transferi yapılabilecek.

Barış

Evet yani bu söyledikleriniz gerçekten tam bu soruda aradığım cevaptı. Çünkü daha hızlı, daha hızlı gibi algılıyoruz bizler. Oysa daha az gecikmeli, daha uyumlu, daha güvenilir gibi bazı sıfatları da eklemek lazım herhalde bunlara.

Engin

Çok doğru. Güvenilir ve gecikmenin çok azaltılmış olması, eş zamanlı olması en doğru tanımlama olur.

Barış

Evet yani doktorun, cerrahın yapacağı ameliyattaki gecikme zaten hayati bir öneme sahip. Keza söylediğiniz gibi otonom araçlardaki tepki süreleri de son derece önemli. Ben yaklaşık 5 yıldan beri hayatımda %95 oranında otonom olarak giden bir aracı kullanan birisi olarak bunu gayet iyi hissederek söylüyorum. Dolayısıyla her yerden bağlantılı cihazların sayısı o internet of things, IoT teknolojilerinin de kullandığımız bilgisayarlar çok gözümüzün önünde. Fakat son bildiğim istatistiklere göre bunun belki de 5-6 katı fazla sayıda cihaz zaten birbirine bağlanmak durumunda. Ve hep bu sizlerin ortaya koyduğu bu altyapıların daha geniş, daha güvenilir, daha hızlı ve gecikmesiz olmasına bağlı. Ben bunu şeye benzetiyorum şimdi kimse elektriğin faydalarından söz etmiyor bugünlerde. Doğru. Ama herhalde bir 100 yıl önce yaşasaydık ve ben bu soruları ne bileyim bir Edison'ı filan soruyor olsaydım muhtemelen yine benzer şeyleri konuşacak olurduk.

Ama işte 100 yıl sonra artık her şeye alışmış olan biz insanlar onun ne kadar faydalı ne kadar hayatımızın bir parçası haline geldiğini göremiyoruz. Bence işte 21. yüzyılda bilgi de ve onun iletilmesi de en az elektrik kadar hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelecek. Elbette ülkemizde bununla ilgili bir takım zorluklar da yaşanıyor sanıyorum. İşte altyapı teknolojilerini geliştirmek için karşılaşılan zorluklar. Bu zorluklara karşı bunların üstesinden gelmek için sizin stratejileriniz var mı? Ne yapmak lazım bu konularda?

Engin

Evet tabi burada aslında Türkiye şöyle diyebilirim. Ulaşım ağında daha basit olarak anlatmaya çalışayım mümkün oldukça. Ulaşım tarafında karayollarında havayollarında yaptığı atılımı aslında dijital bağlantılarda da dijital iletişimde de dijital altyapılarda da yapmak durumunda. Burada iki temel başlık ön plana çıkıyor. Az önce belirttiğim gibi bir mobil teknolojiler.

Mobil teknolojilerde en yeni teknolojilerin kullanılması ki bu bize az önce bahsettiğimiz faydaları sağlayacak. Daha yüksek kapasite daha güvenilir bir internet anı sağlayacak. İkincisi de fiber ağ. Fiber ağının olması bugün işletmelerin de verimliliğini arttırıyor. İnsanların da hayatını dönüştürüyor. Mobil istasyonlarının birbirine bağlayarak mobil baz istasyonlarının da kapasitelerini arttırıyor. Türkiye'nin aslında bugün bununla ilgili bir yol haritası var. Yol haritası yok değil. Ama bunun uygulamaya bir an önce geçilmesi çok kritik. Ben hep şu örneği veriyorum. Evet Türkiye'ye veya diğer ülkelerde matbaa geldi. Ama matbaanın geç gelmesi gelişimi çok geciktirdi. Sanayi devrimi Türkiye'ye de geldi. Diğer ülkelere de geldi. Avrupa'ya da gitti. Asya'ya da gitti. Ama sanayi devriminden avantaja çıkan, bunu ekonomik faydaya dönüştüren ülkeler, sanayi devriminde önce olan ülkeler, bunu ilk başta başlatan ülkeler ve hemen takip eden, kendisi başlatmasa dahi hemen takip eden ülkeler.

Bugün artık son 15 yıl diyebilirim aşağı yukarı bir dijital devrim çağındayız. Bu dijital devrim çağında planların olması gerekli ama planların olması yeterli değil. Bu planların uygulamaya geçmesi önemli. Biz Türkiye'de gerçekten az önce bahsettiğim gibi frekans tahsislerinin arttırılması, fiber altyapının çoğaltılması için ortak altyapı şirketi kurulması gibi teşviklerin verilmesi, bunun dışında mevcut altyapılara adil fiyatlardan herkesin ulaşabilmesi, tüm operatörlerin ulaşabilmesi gibi konuların çok kritik olduğunu düşünüyoruz. Bunlar olursa Türkiye ekonomisinin daha hızlı büyüyeceğini, Türkiye'nin de bu dijital devrimi kaçırmayan ülkeler arasına girebileceğini düşünüyoruz. Bunlar olmadığı takdirde de geç kalacağımızı ve bunun dezavantajlarını yaşayacağımızı, rekabette geride kalacağımızı düşünüyoruz. Bugün Türkiye'ye yatırım yapmak isteyen şirketler dahi, üretim yapmak isteyen şirketler dahi, ülkedeki artık teknoloji altyapısını da soruyor.

Sadece demografik yapı nedir? Bu ülkenin nüfusu genç midir? Bu ülkenin ekonomisi nasıldır? Bu ülkedeki hukuk, regulasyon nedir? Dışında ülkedeki teknolojik altyapıda yatırım kararlarını belirleyici bir unsur. Dolayısıyla bir yandan bir fırsat var. Bu fırsattan yararlanıp ülkemizi büyütebiliriz. Bir yandan da bir tehdit var aslında. Bu fırsatı kaçırırsak da ülkemiz maalesef geride kalır, rekabetçiliğini kaybeder diye düşünüyorum.

Barış

Ben şimdi tam buradan sözü alacağım çünkü çok benzer şeyleri düşünüyoruz. Ben de sanayi devriminin, o buharlı makinelerin itici gücü olan trenin icadına gönderme yaparak Bu treni de kaçırmayalım diye bir konuyla ilgili video yapmıştım. Gerçekten de bu bilgi teknolojileri, dijital devrim dediğimiz bu 2000'li yıllardan sonra özellikle ivmesini hızlandıran gelişmeleri sadece seyirci kalmamamız lazım. Şimdi orada yalnız ben kritik bir şey yakaladım. O konudaki altyapı teknolojileri olarak ancak büyük şirketlerin ve kamunun, ülkenin kaynaklarının birlikte belki de paralel bir şekilde ilerletilerek yapılmasıyla sağlanıyor ama biz son kullanıcılar için de aslında benzer şeyler.

Biz de hep en gelişmiş teknolojik cihazları, gadget dediğimiz o cihazları, ekipmanları alıp kullanmayı seviyoruz. Fakat bir yandan bunlara erişmek de bizim açımızdan biraz gün geçtikçe zorlaşıyor. Bu teknolojilerin yaygınlaşması için neler yapılabilir? Sizin bir çözüm öneriniz var mıdır? Vodafone bu alanda nasıl bir rol üstleniyor?

Engin

Tabii ekonomik koşulların değişimi dikkate alındığında bazı yeni düzenlemelere ihtiyaç var. Artık bahsettiğiniz gadgetlar diyeyim cihazlar bir lüks olmaktan çoktan çıktı. Bu cihazlar artık işimizin bir parçası geldi. İnsanlar bu cihazlar üzerinden işlerini hallediyorlar. Yani ofis haline geldi bu cihazlar. İnsanlar bu cihazlar üzerinden kamudaki işlerini hallediyorlar. Örneğin e-devlet uygulaması gibi uygulamalarla. 50 milyonun üzerine kullanıcı var ya devlette bugün baktığınızda. İnsanlar bu uygulamalar üzerinden bankacılık işlemlerini hallediyorlar. Eğlence buraya taşındı.

Podcastler, videolar hepsi buraya taşındı. Yani burası aslında bizim bir lüks, bir ihtiyacımız, bir eğlence aleti değil bu bahsettiğiniz aletler. Bunların hepsi insanların, bireylerin ve kurumların hayatını kolaylaştıran ve artık hayatların bir parçası haline gelmiş cihazlar. Az önce verdiğiniz örnek gibi bugün elektrik lüks diyebilir miyiz? Diyemeyiz. İnternet ve bu mobil cihazlar üzerinden sağlanan servislerin de hiçbirisi lüks değil. Dolayısıyla öncelikle aslında bizim sahip olmamız gereken bakış açısı bu. Bu cihazlar lüks cihazlar değildir. Bu cihazlar ihtiyaçlara cevap veriyor. Bu ihtiyaçlar da bireylerin ve kurumların hayatlarını kolaylaştırıyor. Ekonomik verimlik sağlıyor. Bugün örnek veriyorum bir e-devlet uygulaması olmasa, düşünün yaratacağı ekonomik zorluğu, insanlar her bir iş için kamu dairelerine gitmek durumunda olsalar, eskiden olduğu gibi sırf ekonomik olarak zaman kaybı, yol parası, daha fazla memur ihtiyacı gibi pek çok etki var.

Bugün artık e-devlet hayatımızda olduğu için biz bunu normal kabul ediyoruz. İşte bunların hepsini yapabilmek için bu cihazlara ihtiyacımız var. ve bugünkü ekonomik koşullara baktığımızda pek çok uygulamanın gözden geçirmesi lazım. Yine basit bir örnek vereyim. Taksit uygulaması örneğin. 2008'de cep telefonu satışlarında çeşitli taksit sınırlandırmaları getirildi. Neden de ki 3 bin liranın altındaki cihazlar 12 taksitle alınabilir. 3 bin liranın üzerinde ise 3 taksitle alınabilir. Tabii ki bu insanların kaliteli cihazlara ulaşımını zorlaştırdı. Ocak 2023'te 5 bin lira olan taksit limiti 12 bin liraya çıktı. 12 bin liranın 6 ürünler 12 taksitle alınabiliyor. 12 bin liranın üstünde bir ürün alırsanız 3 taksitle alınabiliyor. Ancak bugün Ocak ayından bu yana da çoğunlukla döviz kuru ve maliyetlerdeki artışa bağlı olarak cep telefonu fiyatlarında yaşanan artışlarla bugün 12 bin liralık taksit limiti ihtiyaçları karşılamaz hale geldi.

Bir değişiklik yapıldı biliyorsunuz. Tüketiciler hep yurt dışı seyahatlerinden cep telefonlarını getiriyorlardı. Özellikle üst düzey cep telefonlarını. Çünkü Türkiye'de taksit imkanı sınırlı vergilerden dolayı cihazlar daha pahalı. Burada da bir düzenleme yapıldı. Yurt dışından yolcu beraberine getirilen cep telefonları kayıt ücreti 20 bin liraya yükseltildi. Bu düzenlemeyle tüketiciler daha çok artık yurt içine tercih ediyorlar. Burada da ancak tüketici televizyon karşılayabilmesi ve dijital uçurumunu azaltabilmesi için taksit eşiğinin tekrar güncellenmesi gerekiyor. Bu tür regulasyonların da belli kriterlere bağlanıp sürekli güncellenmesi önem taşıyor. Yani tüketicilerin bu cihazlara ulaşımı kolaylaştırılmalı. Çünkü bu cihazlar artık hayatımızın çok önemli bir parçası. İşin parçası, eğlencenin parçası. Artık bu cihazlar olmadan hayatımız çok zor. Dolayısıyla tüketicilerin önündeki engeller kaldırılmalı diye düşünüyorum.

Barış

Orada da bir treni kaçırma meselesi var. Ne kadar etkileşim haline girersek belki oradan da o kadar parlak fikirler çıkartacağız. Ben oyunu da burada çok es geçmemek gerektiğini... O da vazgeçilmez bir ihtiyaç bence. Hem iş hem eğlence ikisini birden karşıladığı için. Şimdi altyapıdan söz ettik. Bu tür cihazlardan söz ettik. Ama daha çok donanımdan konuşmuş olduk. Birazcık da hizmetlerden bahsedelim. Dijital servislerden söz edelim isterseniz. Vodafone'dan bu geleceğin dijital servislerine yönelik ne gibi sürprizler beklemeliyiz? Siz Vodafone olarak iletişim hizmetlerinin ötesine geçerek... ...ne gibi dijital servisleri sunmayı hedefliyorsunuz?

Engin

Biz tabii Vodafone olarak az önce bahsettiğim altyapıların üzerine geliştirilen... ...dijital servislerin gelecekte en önemli konu olduğuna inanıyoruz. Hedefimiz de 2025 yılına kadar Türkiye'nin en hızlı büyüyen yeni nesil bağlantı... ...ve dijital servisler şirketi olmak.

Başka bir deyişle aslında sadece iletişim hizmetlerinin ötesine geçip servisler sunuyoruz. Bizim amacımız dijitalleşmenin gücünü kullanarak dijital pazar yeri... ...yani bir e-ticaret platformu, finans ve sigorta hizmetleri sağlayıcısı... ...dijitalleşmek isteyen işletmelerin de en önemli destekçisi olma yönünde adımlar atmak diyebilirim.

Barış

Peki şimdi bu dijital pazar yeri, finans ve sigorta gibi alanlarda rol üstlenmeyi hedeflediğinizi söylediniz. Burada rekabet avantajı elde etmek için ne gibi stratejileri izliyorsunuz?

Engin

Tabi burada bizim yeni nesil bağlantı diyoruz. Aslında bu internet altyapısı burada kastettiğimiz. Dijital operatör diyoruz. Az önce bahsettiğim servisleri içeriyor ve kurumsal çözümler diyoruz. Bu üç bacaktan oluşan bir büyüme planımız var. Altyapımızı en yeni teknolojilerle geliştirerek... ...daha fazla frekans, daha fazla kapasite, daha fazla fiber altyapıyla... ...aslında müşterilerimize daha iyi bir internet deneyimi sunmayı hedefliyoruz.

Dijital operatör olma yolunda attığımız adımların sonucunda... ...Vodafone yanında uygulaması bugün artık her gün girilip işlem yapılan, kullanılan ve yaşayan bir süper uygulamaya dönüşüyor. Bugün müşterilerimize tüm işlemlerin tek bir uygulama üzerinden yapma imkanı veren... ...Vodafone yanında Türkiye'nin en çok kullanılan ve en sevilen mobil uygulamalarından biri. Biz bu uygulamanın üzerinde perakende tarafında büyük bir dönüşüm de başlattık ayrıca. Biz dijital operatör kimliğimizin önemli bir birleşeni olarak da kişisel dijital asistanımız TOBI'yi devreye aldık. Yapay zeka tabanlı TOBI, Türkiye'nin en iyi sanal asistanı... ...hem müşterilerimizin her türlü şikayetini, sorusunu karşılıyor... ...hem de müşterilerimize en uygun önerileri sunuyor. Öte yandan da tabii her ölçekten işletmenin teknoloji ortağı olmaya devam ediyoruz. Bugün veri merkezi, bulut çözümleri, siber güvenlik, nesneleri, interneti gibi alanlarda...

...yapacağımız yatırımlarla önümüzdeki 5 yıl boyunca katlanarak artan bir hızda büyümeyi planlıyoruz diyebilirim.

Barış

Yapay zeka konusundaki şey çok ilgimi çekti bugünlerde. Ben de çok ilgileniyorum çünkü bu TOBI dediniz, sanal asistan onu da not ettim. Bu konularda geleceğe dair böyle planlarınız var mı? Tabii bazı şirketler bunu açıklamayı tercihse etmeyebilir ama... Evet. ...böyle ucundan bir şeyler alabilirsek ne mutlu bize.

Engin

Tabii şunu söyleyebilirim. Biz her bir müşterinin ihtiyaçlarının farklı olduğunu düşünüyoruz. Her bir müşterinin farklı olduğunu düşünüyoruz. Çok yıllar öncesine gidecek olursak sadece bizim sektörde değil tüm sektörlerde müşteriler bir iki segmente ayrılırdı. İşte A segmenti, B segmenti, C segmenti gibi. Ve bu segmentlere göre ürünler geliştirilirdi. Bugün geldiğimiz dünyada herkesin ihtiyacı farklı. D segmenti dediğiniz bir müşterinin çok fazla internet ihtiyacı olabiliyor.

A segmenti dediğiniz bir müşteri internetten ziyade farklı bir hizmete ihtiyaç duyabiliyor. Dolayısıyla biz kişilere özel hizmet sunabilmenin yolunu arıyoruz. Bu noktada işte yapay zeka çok ön plana çıkıyor. Yapay zekanın bize verdiği en büyük kabiliyet aslında sizin ihtiyaçlarınıza anlamak ve sizin ihtiyaçlarınıza özel ürünleri ve servisleri size sunabilmek. Siz aramadan bizi, sizin olası şikayetlerinizi bilip sizi ilgili uzman kişiye yönlendirmek veya sizin farkında dahi olmadan sorununuzun arka planda çözülmesini sağlamak. Dolayısıyla yapay zekanın kapasitesi çok geniş. Biz bunu artık her alanda kullanıyoruz. Çok geniş olarak kullanıyoruz. Ama tabii ki gidilecek yolda hala çok fazla her gün farklı hangi senaryolarda kullanabiliriz? Daha fazla kişiye daha fazla hizmeti nasıl verebiliriz? Her gün bunun üzerinde çalışıyoruz ve buradaki gelecek gerçekten heyecan verici diyebilirim.

Barış

Burada tabii şöyle bir şey var.

Benim yapacağım analiz de şöyle olacak. Tavuk ve yumurta ilişkisi gibi. İnternetin icadı aslında o eskiden kullandığımız o segmentasyonu iyice çeşitlendirdi ve o long tail denilen uzun eteği, uzun kuyruğu oluşturdu. Ve hakikaten bugün belki de insan sayısınca kategoriler var. Her insan kendine özgü bir dünya. Bu dünyayla baş edebilmek için de işte yapay zeka herhalde hızlı ve verimli çözümler sunuyor. Bütün bunlar çok güzel heyecan verici gelişmeler. Gerek altyapı, gerek donanım, gerek dijital servisler. Ve fakat bunların hepsi de işte belli bir enerjiyi harcamayı gerektiriyor. Tüketimi gerektiriyor. Şimdi biz bu kaydın yapıldığı sıcak yaz günlerinde bunu iliklerimize kadar hissediyoruz. Dünyanın ilerlediği yön hepimizin malumu. Bunu her yerde, her platformda dile getirmeye çalışıyoruz. Bu sıcak dalgalarında geleceğe doğru yol alırken, tasarlarken geleceği, özellikle Vodafone açısından teknolojik altyapının sürdürülebilirliği noktasında ne gibi çalışmalar yürütülüyor?

Engin

Evet, şimdi aslında bunu birkaç başlığa ayıralım. Birincisi çevre olsun, bu sürdürülebilirlik tarafı olsun. Sürdürülebilirlik tarafında biz Türkiye'nin ilk ve enerjisinin tamamını yenilenebilen enerji kaynaklarından kullanan operatörüyüz. Hem kendi data centerlarımızda kurduğumuz güneş enerji sentralleri var. Orada enerjiye, güneş enerjisi üreterek enerji ihtiyacımızı karşılıyoruz. Hem de satın aldığımız enerjide hep yenilenebilir enerji kaynakları oluyor. Birincisi, bunu söyleyebilirim ve bu politikaya da devam edeceğiz. İkincisi, biz elektronik atıkların toplanmasının çok çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bugün çevre kirliliğinde çok önemli bir faktör elektronik atıklar. Hepimizin çok fazla elektronik atığı var. Bu çok küçük bir çip de olabilir, büyük bir elektronik alet de olabilir. Biz bunların toplanmasını, Toplanması için bir seferberlik ilan ettik. Hem mağazalarımızdan hem genel merkezimizde elektronik atıkları topluyoruz.

Ve topladığımız elektronik atıklarla da çeşitli projeler gerçekleştiriyoruz. Türkiye Vodafone Vakfı'nın bu atıklar kod yazıyor isimli bir projesi var. Bizim yarını kodlayanlar diye bir projemiz var. Bu proje kapsamında yüz binlerce çocuğa kodlama eğitimi veriyoruz. Aynı zamanda biraz önce bahsettiğim bu atıkları toplayarak da ayrıca teknoloji sınıfları açıyoruz. Yani buradan elde ettiğimiz gelirle de gelirin tamamıyla da teknoloji sınıfları açıyoruz. Ve bu teknoloji sınıflarına da kodlama eğitimleri veriyoruz. Çevre tarafına baktığımızda sürdürülebilik tarafında bir enerji tasarrufu nasıl yapabiliriz? Tabii ki o çözümleri de geliştiriyoruz. Yapay zekayı kullanarak bazı yerlerde %25-30'lara varan enerji tasarrufu sağlıyoruz. İkincisi bu teknolojileri kurumsal müşterilerimize de sunuyoruz. Onların da daha az enerji tüketmelerini sağlamak için çok ciddi bir enerji verimliliğini sunduğumuz red enerji ürünüyle kurumsal müşterilerimiz sağlıyor.

Üçüncüsü kendi enerji ihtiyacımız yenilenebilir enerji kanal kanal sağlıyoruz. Dördüncüsü de elektronik atıkları toplayarak çevreye katkı sağlamayı hedefliyoruz. Aslında sürdürülebilirlik başlığı altında bunları söyleyebilirim.

Barış

Ben laf arasında yine not ettim. Türkiye Vodafone Vakfından söz ettiniz. Evet. Bu vakıf sürdürülebilirlik dışında ne gibi projeler yürütüyor ya da genel olarak bu sizin yaptığınız hani kurumsal çalışmaların yanı sıra vakfın çalışmaları nelerdir? Bu konuda bilgi alabilir miyiz?

Engin

Tabii. Şimdi burada üç ana başlığımız var. Birisi gezegenimiz. Az önce bahsettim orada yaptıklarımızdan. İkincisi kapsayıcılık. Yani toplumda aslında dezavantajlı olan kitleleri dijitali kullanarak nasıl bu dezavantajlarını ortadan kaldırabiliriz? Üçüncüsü de dijital toplum. Yani yine teknolojileri kullanarak ülkenin, kurumların, bireylerin kalkınmasını nasıl sağlayabiliriz? Ve birkaç örnek verebilirim.

Biz genç nesilleri dijital geleceği hazırlamayı amaçlayan Yarını Kodlayanlar Projesi'nde 300 bin düzenek çocuğa ulaştık. Yarını Kodlayanlar Projemizi afet bölgesinin ihtiyaçlarına uygun hale getirerek tekrar tasarladık. Konteyner sınıflar ve gezici eğitim çadırıyla birlikte toplam 100 bin çocuğa ulaşmayı planlıyoruz afet bölgesinde. Yeşil gezegen projemiz var. Bu kapsamda 7-14 yaş aralındaki öğrencilere iklim değişikliği, geri dönüşüm, sürdürülebilirlik ve afet konusunda teorik ve uygulamalı eğitimler veriyoruz. Ayrıca teknolojinin gücünü kadınların potansiyeyle buluşturan dijital benim işim projemiz var. 20 ilde bugün 15 binliğe yakın kadın kursu yere ulaştık. Kadınlarımızın dijital beceler elde etmesini sağlıyoruz. Bu kadınların bir kısmını Vodafone bünyesinde de istihdam ettik. Bir kısmı girişimci oldu. Bir kısmı bu teknolojileri kullanarak sosyal hayatını güçlendirdi. Ayrıca biz yine Açev ile afet bölgesinde yaşayanların desteklenmesi için yeni bir proje başlattık.

Bu proje kapsamında da 3 ilimizde çocuk ve aile merkezi adı altında özel merkezler kuracağız. İlkini de Adıyaman'da açtığımızı söyleyebilirim.

Barış

O zaman şöyle anlıyorum ben. Kurumsal faaliyetlerin yanı sıra böyle toplumun farklı kesimlerini hedefleyen, özellikle gençleri ve çocukları hedefleyen bir strateji izliyor vakıfta. Orada kadınlardan bahsettiniz. Şimdi tabii iş dünyasında özellikle kadınların rolü sürekli tartışılıyor. Bir takım olumsuzluklar giderilmeye çalışılıyor. Ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da şirketler, kurumlar belli politikalar geliştirmeye çalışıyorlar. Bu konuda sizin aksiyon planınız nedir?

Engin

Tabii biz öncelikle şirketimizdeki iş süreclerinden başlayarak toplumsal ve ekonomik hayatta fırsat eşitliği sağlama hedefiyle çalışıyoruz. Bizim sektörümüze baktığımızda sektörde kadın çalışan oranı %30 iken Vodafone Türkiye'de bu oran %44. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde şirket genelindeki kadın çalışan oranımızın %50 olmasını hedefliyoruz.

İşe alımlarda %50-50 kadın erkek eşitliği gözetiyoruz. Üniversite 4. sınıf kadın öğrencilerine yönelik olarak tasarladığımız teknolojide kadın ve satışta kadın staj programlarımız var. Kariyerlerine ara veren kadınların iş hayatına geri kazandırılmasına amaçladığımız reconnect programı var. Bu çok önemli. Bunun dışında tabii ki cinsiyet eşitliği diyoruz. Orada da erkeklere, babalara 16 haftalık evi beynlik izni, babalık izni tanıyan bir izin politikamız var. Sadece kadınlar değil babalar da doğum izni alabiliyor. Ve bu süreç içerisinde evdeki kadına ve çocuklarına destek olabiliyorlar. Toplumsal cinsiyet eşitliğine dayanan ben varım hareketi gibi pek çok çalışmamıza da kadınların desteklenmesi ve güçlenmesi için çaba sarf ediyoruz. Ayrıca az önce bahsettiğim Türkiye Vodafone Vakfı çatısı altındaki dijital benim işim gibi projelerle de kadınların dijital beceriler kazanmasını hedefliyoruz.

Barış

Son bir soru olarak sizin o amaç odaklı Vodafone sloganını da aklımda tutarak. Evet. Geleceğe bakışınız nedir? Hem siz bir birey olarak hem de içinde yer aldığınız kurum olarak. İkisi birbirini zaten herhalde destekleyecektir diye tahmin ediyorum. Nasıl bir geleceğe doğru gidiyoruz? Bu konudaki fikirlerinizle son sorumu sormuş oluyorum.

Engin

Aslında gelecek bugünden veya dünden başladı dijital gelecek dijital Türkiye diyorum ben. Dijitalleşme de her alana dokunuyor. Bugün bunu aslında çok güzel özetledik. Yani toplumda geri kalmış dezavantajlı kitlelerin ve bu dezavantajların ortadan kaldırılması ancak en etkili şekilde teknolojiyle mümkün. Bunun pek çok örneğini geçmişte de biz faaliyetlerimizde yaşadık. Çok basit örnekler vereyim. Eskiden liseler arası müzik yarışması yapılırdı. Okullarda toplanılırdı. Ve burada 3 bin 4 bin kişiye ulaşılırdı. Biz bunu dijitale açtık. 10 binlerce gencin sesini duyurmasını sağladık.

Futbol seçmeleri biliyorsunuz stadyumlarda yapılıyor. 3-4 şehirde yapılıyor büyük kulüplerin seçmeleri. Biz bunu bir dijital proje başlattık. Geleceğin kara kartaları adıyla. Türkiye'nin her ilinden 10 binlerce gencin, her ilçeden, her köyden 10 binlerce gencin yeteneklerini Beşiktaş'ın hocalarına göstermelerini sağladık. Yani teknoloji aslında böyle şeyleri de sağlıyor. Yani dezavantajlılaşsanız kaynaklara ulaşımınız zorsa bunları ortadan kaldırıyor. Ben bunun demokratikleşmeye de çok büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. Çevre şu anda en büyük sorunumuz sürdürülebilir. Sadece Türkiye'de değil tabii ki dünyanın sorunu. Ve çevre sorununu kurtaracak olan da yani gezegenimizi kurtaracak olan da yine teknoloji. Teknolojinin en etkin şekilde kullanılması. Eğitim standartının yükseltilmesi yine teknolojinin kullanılmasıyla mümkün. Tabii bunların hepsinin olabilmesi için de altyapılarımızın çok kuvvetli olması lazım.

Benim hayal ettiğim Türkiye'de internet altyapıları ister mobil olsun ister sabit olsun en yeni teknolojileri içeren üzerinde en yeni servislerin olduğu bir Türkiye hayal ediyorum. Bu sağlandığında aslında az önce bahsettiğimiz toplumda geri kalmışların dezavantajların ortadan kaldırılması, cinsiyet eşitliği, daha iyi, daha güzel bir gezegen bunların hepsi de sağlanacaktır. Önce altyapı, altyapının üzerine servisler ve bu servislerle beraber toplumun gelişimi ve herkesin kaynaklara adil ulaşımı. Bunların hepsi de teknolojiyle mümkün. Onun için benim hayalim ve gelecek vizyonum dijital Türkiye diyebilirim.

Barış

Engin Bey çok teşekkürler. Gerçekten bence çok verimli bir sohbet oldu. Katıldığınız için, buraya kadar geldiğiniz için çok teşekkür ediyoruz size. Ben şimdi siz konuşurken böyle şeyi de kapatmak istiyorum artık bir yandan ama aklımda hep böyle bir şeyler oluşuyor. Bir bireyin zekası beyninde kurduğu bağlantılarla paralel olarak gelişiyor.

Toplumların zekası da herhalde teknolojik altyapının sağladığı sağlıklı bir zeminde, bir platformda bireyler arası iletişimin hızlandırılması ve kalitesinin arttırılmasıyla sağlanacak diye düşünüyorum. Ben de böyle bir yorum yapıp bu sohbeti kapatayım diyorum.

Engin

Çok güzel özetlediniz. Teşekkür ederim. Ben de davet için teşekkür ediyorum. Keyifli bir sohbet oldu. Umarım dinleyenler de keyif alır.

Barış

Çok sağ olun.

Künye
  • YazanÖzgür Yılgür
  • Ses Tasarım ve KurguMetin Bozkurt
Kaynaklar (1)