111 Hz ·Bölüm 85 ·24 Temmuz 2023 ·28 dk ·2.779 kelime

Düşünmeden Yapıyorum: Atomik Alışkanlıklar

Yeni bir alışkanlık edinmek veya kötü bir alışkanlıktan kurtulmak... Bunlar hem teoride hem de pratikte çok zor görünüyor. Fakat üzerine biraz kafa yorunca, işimizi kolaylaştırabilecek yöntemler bulmak da mümkün.

0:00

Herkese merhaba, ben Barış Özcan. 111. frekansa hoş geldiniz.

Kahvem de hazır olunca herhalde başlayabilirim.

Ah, kahve bitmiş. Eyvah, işte bu büyük bir problem. Ne yapsam ki şimdi? Kaydada girmem lazım.

Neyse artık ya, sabah kahvemi daha sonra içerim.

Evet, güne başlamak değil mi? Biraz zor oldu benim için bu sabah. Eminim ki birçoğunuz, ben kahvesiz güne başlayamıyorum diyenlerdendir. Ben de onu biraz simüle etmeye çalıştım. Şu an evde kahve kalmadığı için biraz kendimi kötü hissetmiş gibi davrandım. Sanki günümün geri kalanı çok zor geçecek gibi geldi. Bazılarına böyle geliyor olabilir. Oysa bu yalnızca benim edindiğim bir alışkanlık ya da rutinimin bir parçası. Bu alışkanlığımı değiştirirsem, günüme başlamamın tek koşulu kahve olmaz aslında. Yani bu adeta tetikleyici bir unsur haline gelmez. Elbette bu tek alışkanlığım değil ama şu anda alıştığım bir şeye ulaşamıyor olmak kendimi güvensiz hissettirdi. Çünkü rutinimin bozulması beni güvenli alanımdan çıkarmış gibi oldu. Halbuki ne kadar küçük ve çözümsüz de olmayan bir sorun bu yaşadığım. Muhtemelen rutinimiz dahilinde olan birçok eylem üzerine öyle çok da fazla düşünmüyoruz. Ama bugün önceki günlerden biraz farklı.

Çünkü bu küçük ve basit problemden dolayı kafamda bir soru yankılanmaya başladı. Alışkanlıklar üzerine düşündüğümüz bir şey midir acaba? Cevabınız olumlu mu bu soruya? Benim cevabım hayır. O yüzden bugün biraz alışkanlıklar üzerine kafa yoracağız.

Düşünmeden yaşıyoruz ve düşünmeden hareket ediyoruz genellikle. Sahip olduğumuz gündelik bilgiler ve o bilgileri kullanış biçimimiz bizim hayatımızı nasıl yaşadığımıza dair bazı temelleri oluşturuyor. Mesela ortak faydada buluşabileceğimiz bir örnek vereyim şimdi sizlere. Şu anda hep birlikte neredeyiz? İşe ya da okula giderken mi dinliyorsunuz beni? Ya da eve geldiniz ve bugün günlerden pazartesi biliyorsunuz ki yeni bölüm yayınlanmış. E biraz kafa dağıtayım biraz da yeni bilgiler edineyim diyerek 111 hertz'i dinlemeye mi koyuldunuz? Peki bunu her hafta yapıyorsanız artık buna bir alışkanlık diyebilir miyiz? Benim sizinle her hafta buluşmak için hazırlanışım ve sizin her hafta yeni bir 111 hertz'in bölümünü dinlemeniz? Artık birer alışkanlık hali dersem haksız olmuyor. Bu eylem hayatınızda ayırdığınız önemli bir vakit ve tekrar eden bir durum. Böyle olduğu için de aslında bir alışkanlığa dönüşüyor.

Başarılı kişilerin o başarılarının sırları sorulduğunda genellikle disiplinden bahsettiklerini duymuşsunuzdur. Bu disiplin meselesi aslında kişilerin edindiği olumlu alışkanlıklarla ilgili. Mesela Alman filozof Immanuel Kant. Söylenenlere göre kendisi yaşamı boyunca aynı alışkanlığını sürdürmeye ant içmiş bir düşünürmüş. Sürekli düzenli ve organize yaşamaya özen gösteren bir filozofmuş.

Saat tam 4.55'de uyanıp ilk iş bir bardak su içermiş.

Bu düzenli uyanma saati onun kendini güne hazır hissetmesini sağlarmış ve bu şekilde günlük rutinini başlatırmış.

Dersleri onun için bilgelik ve felsefeyi anlama yoluymuş. Her sabah saat tam 7'de derslerine katılarak öğrenme yolculuğuna başlanmış Kant.

Bu dersleri sabah 9'da tamamlanır ve zihnini beslemek için kısa bir molaya çıkarmış. Bu molada düşüncelerini toplar, notlar alır, yeni keşifler yaparmış.

Öğle yemeğinden sonra günlük yürüyüşüne çıkmak onun için bir vazgeçilmezmiş. Doğanın güzelliği onun ruhunu beslermiş, zihnindeki sorulara cevaplar bulmasını sağlarmış. Yürüyüşü sırasında gördüğü doğal detaylar onun tabii filozof gözleriyle dünyayı anlama yeteneğini geliştirirmiş.

Öğleden sonra ise çalışma odasına dönermiş. Bu odada felsefe üzerine düşünmek ve yazmak için kendini ayırdığı özel bir alanı varmış. Düzenli olarak çalışmak onun için bilginin ve anlayışın birikimini sağlarmış. Yıllar içinde bu düzenli çalışma alışkanlığı derin felsefi düşüncelerle dolu eserlerin ortaya çıkmasına bile vesile olmuş. Eserlerden bahsetmişken eğer eskisi kadar ya da hayalinizdeki kadar kitap okumayı başaramadığınızı düşünüyorsanız eğer üzülmeyin. Çünkü bu yalnızca o alışkanlığı edinmediğiniz anlamına gelir. Elbette ki dijital çağın beraberinde getirdiği bir takım alışkanlıklar eski alışkanlıklarımızın önüne geçmiş durumda. Bunun suçlusu tam olarak bizler değiliz. En azından kendimizi bu konuda aşırı suçlu hissetmemeliyiz. Günümüzdeki yaşam koşulları, teknolojinin hızlı ilerlemesi ve sürekli değişen dünya şartları bizleri de doğal olarak böyle sürekli bir adaptasyon haline sokuyor.

Devamlı olarak yeni bir düzene, yeni bir sisteme adapte olmaya çabalıyoruz. E haliyle de bu süreçte alışkanlıklarımız çekilleniyor, hayatlarımızı şekillendiriyor bunlar. Bizi başarıya ya da bazen de başarısızlığa götürebiliyor. İşte bu noktada atomik alışkanlıkların gücü devreye giriyor. Ama oraya birazdan geleceğim. Önce bu alışkanlık meselesinin genel olarak üzerinde düşünelim istiyorum biraz.

Tanımımız basit. Günlük hayatımızda yaptığımız tekrarlayan davranışlar alışkanlıklarımızı oluşturuyor. Ancak alışkanlık dediğimiz şeyler sadece bunlardan ibaret değil. Aslında alışkanlıklar beynimizin otomatik pilota geçtiği ve bilinçli düşünme süreci olmadan gerçekleştirdiği eylemler. Şimdi düşünün her sabah uyanır uyanmaz dişlerinizi fırçalamak için banyoya giderken çayı ya da kahveyi demlemek için de mutfağa doğru yöneliyorsunuz değil mi? Aynı az önce benim yaptığım gibi. Yani hiçbirinizin evinin salonunda kahve demlediğini falan sanmıyorum. Bunlar alışkanlıklarımızın birer örneği. Otomatikleşmiş olan bu eylemler beynimizin enerjisini daha verimli kullanmasını sağlıyor ve günlük hayatımızı bu şekilde daha kolay bir hale getiriyor. Peki alışkanlıklarımız sadece böyle basit eylemlerden mi ibaret sandınız? Asla. Mevzu bahis olan alışkanlıklar aynı zamanda düşüncelerimizi, inançlarımızı, davranış kalıplarımızı da içeriyor.

Örneğin başarılı olma inancıyla her gün kendimize hedefler koyabilir ve bu hedeflere ulaşmak için sürekli çaba sarf edebiliriz. Bu düşünce ve davranış alışkanlıkları hayatımızı şekillendiren ve dönüştüren unsurlar.

Günlük rutinimizi oluşturan, genellikle bize iyi gelen, hayatımızın yolunda olduğunu hissettiren çoğu zaman küçük eylemlerimiz. Herhalde bu konuda hemfikiriz değil mi? Bu alışkanlıklar bizim hayatta ne yaptığımız ve kim olduğumuza dair birçok işaret içeriyor. Ve bu işaretler de uzun bir sürecin sonucunda hayatımızın büyük parçaları haline geliyorlar. İşte bu yüzden alışkanlıklarımızı üzerine düşünmek ve onları anlayabilmek önemli. Çünkü alışkanlıklarımız bizi başarıya veya başarısızlığa götüren yolda önemli bir etkiye sahip. Kendimize sorduğumuz bir takım sorular oluyor ya hani neden bu alışkanlıklara sahibim? Ya da bu alışkanlık beni gerçekten tatmin ediyor mu? İşte bu gibi sorular hayatımızı daha bilinçli bir şekilde yönlendirmemize yardımcı oluyor. Fakat çoğu zaman bu tür soruları sormaya çekindiğimiz için alışkanlıklarımızdan vazgeçmek ya da onları değiştirmek öyle pek de kolay olmuyor.

Öncelikle bu soruları gerçekten kendimize sormaya cesaret etmemiz lazım. Dikkat ederseniz cesaret etmek diyorum. Çünkü bizler öyle konfor alanından çıkmayı pek de sevmeyen canlılarız. O rahatımız yerinde köşemizde. Sonuçta ne demişler insan bilmediklerinden korkmaya meyillidir. Değişimin bizi korkuttuğu bir yaşamda elbette ki alışkanlıklarımızdan vazgeçebilmek de bir o kadar korkutucu olabilir. O yüzden ilk adımımız bu alışkanlıkların bizim istediğimiz yaşamın üzerinde ne kadar bir etkisi olduğunu fark etmek olmalı. Dolayısıyla önce alışkanlıklarımızı sorgulamamız gerekiyor ve sorgulamamız için de alışkanlıklarımız üzerine düşünmek. Bazen değiştirmek istediklerimiz konusunda adım atmaktan çekiniyoruz. Bu konuda yalnız değilsiniz oldukça yaygın bir çekinme hali bu. Çünkü insan ve insan beyni alıştığını eyleme geçirme konusunda çok rahat davranıyor. Beyin adeta ilk önce kolay olanı yapmaya programlanmış durumda.

Aynı ilk olarak olumsuz bir şeyi düşünmeye programlanmış olması gibi. İşte bu olumsuzlukların çoğu zaman eyleme geçirmemize engel olan bir hastalığa da dönüşüyor. Ve biz buna ne diyoruz? Erteleme hastalığı.

Hastalık deyince kulağa biraz böyle sert geliyor farkındayım. Ertelemek de çağımızın en önemli problemlerinden biri. İçinde yaşadığımız böyle kaotik gibi gözüken hastalıklarımız. Zaman akışı, işte iş dünyası, hayatımızdaki diğer birçok şey çoğu zaman ertelemek için bahaneler ortaya koyuyor. Çok rahat bunları bulmamız ve görmemiz, mecburi alışkanlıklarımız kendi isteklerimizin önüne geçiyor. Peki yok mu bunun bir çözümü, bir hal çaresi, yolu yordamı, yöntemi? Var, elbette var. Ama oraya kısa bir aradan sonra geleceğim. Çünkü ben de bölümlerin bu noktasında her zaman kısa bir mola veriyorum. Bunu kendime bir alışkanlık haline getirdim.

Evet, arada işte böyle molalar vermek aslında hepimizin rutininin bir parçası olmalı. Çalışmalarımızın arasına kısa aralar koymalıyız, dinlenme, hareket anları eklememiz. Bir gereklilik, sağlık açısından da bir gereklilik. Sağlıklı bir zihin için hepimizin ihtiyacı var bu tür ufak molalara ya da kaçamaklara. Ne demişler? Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur. Peki gelelim bölümün başlarında bahsettiğim şu atomik alışkanlıklar meselesine. Çünkü bu bir alışkanlık edinmek ya da bir alışkanlıktan kurtulmak için güzel bir yöntem sunuyor bize. İyi de ya alışkanlığın da atomiyi olur mu? Mikroskobi, teleskobi filan. E olur tabii. Adı üstünde küçük ve basit değişiklikler yaparak kazanılan alışkanlıklar için kullanılan bir tabir bu. Atomik atom. Maddenin en küçük yapı taşı malumunuz. Alışkanlıklarımızın yapı taşı da bu küçük adımlardan oluşuyor. Bu adımları nasıl uygulayabileceğimizden bahsedeceğim ama önce sizlere sormak istediğim bazı şeyler var.

Alışkanlıklarınızın hayatınız üzerindeki etkisini hiç düşündünüz mü? Daha da önemlisi alışkanlıklarınızın sizin kişiliğinizi de şekillendirdiğini fark ettiniz mi? Şimdi siz bu soruların cevabını düşünürken bir yandan da bana kulak verin lütfen.

Birkaç yıl önce hedeflerine ulaşabilmek için böyle düzenli olarak antrenman yapan, işte sağlıklı beslenen ve dinlenmeye çok özen gösteren yani aralar da veren kendine bir jimnastikçi vardı. Ama bir süre sonra performansında böyle dalgalanmalar yaşanmaya başladı bu jimnastikçi. Bir gün yine antrenmanına başladı ama bu sefer bir şeylerin ters gittiğini fark etti. Eskisi gibi uzağa atlayamıyordu. E bu durum onun için çok yıpratıcıydı tabii. Bir türlü neyin değiştiğini anlayamıyordu hayatında. Bu noktada kendine zaman tanıdı bu jimnastikçi. Kendini tüketemezdi elbette. Bir tükenmişlik sendorumu var ya Bernardo deniyor. İşte onun yerine bir çözüm bulması gerekiyordu ve bu noktada atomik alışkanlıklar diye bir kitabı keşfetti ve alışkanlık oluşturma sürecini o kitaptan okuyarak öğrenmeye başladı. Eski performansını kazanabilmek için önce böyle mikro düzeyde alışkanlıklar edinmeliydi. Başlangıçta her gün sabah antrenmanlarından önce bir tetikleyici olarak alarmını kurdu.

Bu alarm onu antrenmana başlamak için motive eden bir işaret aslında. Fakat sadece antrenman yeterli değildi. Onun konsantrasyonunu da arttırması gerekiyordu ve bunun için birkaç dakikalık kısa meditasyon seansları ekledi antrenmanlarına. Düzenli de beslenmesi gerekiyordu tabii.

Sağlıklı öğünler hazırlamakla kalmadı ve her gün aynı saatte masanın başına oturup yemeğini yedi. Antrenman bittiğinde her akşam saat tam 10'da 22'de yatağa girmeye de başladı. En önemlisi de bu saatleri öyle bir dakika bile aksatmadan hemen yerine getirmeye yapmaya özen göstermesi. jimnastikçi bu mikro, basit ya da atomik olarak tanımlayabileceğimiz alışkanlıkları düzenli olarak uygulamaya başladıkça performansında da belirgin bir gelişme yaşandı. Bir süre sonra kendi rekorunu bile kırdı. Yeni alışkanlıklar onun hedeflerine daha tutarlı bir şekilde ulaşmasına yardımcı olmuştu.

Evet şimdi anlattığım bu hikaye James Clear tarafından yazılmış bir kişisel gelişim kitabı olan Atomik Alışkanlıklardandı. Kitapta insanların günlük hayatta nasıl daha iyi alışkanlıklar geliştirebileceği konusunda bir takım yöntemlerden bahsediliyor. Örneğin erken uyanmak, ardından duş almak, kahvaltı etmek gibi rutinler öyle hemen bir anda kazanılmıyor. Kendimize biraz zaman tanımak gerektiği yazılıyor orada. Çok basit gibi dursa da bu rutinleri hayatımıza geçirebilmek için önce küçük adımlar atarak işe başlamak gerekiyor. Mesela uyanmak ve hazırlanmak konusunda sorunlar yaşadığınızı düşünelim. Evden çıkmanız gereken saat sabah 9 ve siz o güne dek hep saat işte 8.30 civarında uyanıyordunuz. E haliyle de saat 9'da evden çıkma hedefine bir türlü ulaşamıyordunuz diyelim. İşte bunu değiştirmeniz ve daha erken uyanmanız gerekiyor. İlk akla gelen çözüm ne? Saat 7'de uyanmak değil mi? Çok basit.

Hayır değil tabii ki. Sorununuza böyle yaklaşırsanız eğer başarısız olma ihtimaliniz de bir o kadar yüksek maalesef. Muhtemelen uyuyakalacaksınız. Öyle hemen birdenbire olmuyor o işler. Erken kalkma arzunuzdan vazgeçeceksiniz.

Öncelikle hedeflerinizi öyle çok yükseklere koymamakla başlıyor her şey. Eğer hedefiniz evden saat tam 9'da çıkmaksa alarmınızı 7'ye değil de her zamanki uyanma saatinizden biraz daha kısa bir süre öncesine kurmanız gerekiyor. Mesela 8'e. Normalde 8.30'du ya. 8'e kurabilirsiniz alarmınızı. Tamam kabul. İlk birkaç gün baya bir zorlanacaksınız muhtemelen. Fakat eğer sabırlı olursanız gerisi de öyle çorap söküğü gibi gelebilir. İstikrarlı olmak burada çok önemli. Sonra yavaş yavaş daha da geriye doğru atacaksınız. İşte 8 dedik diyelim. 7.45, 7.30, 7.15 ve en sonunda da o asıl hedefimiz olan 7'de kalkmayı alışkanlık haline getirebileceksiniz. Yeter ki sabırlı olun. Adım adım hedefinize doğru yürümeyi işte böyle rutinlere ekleyin. Bu atomik alışkanlıkların 4 temel bileşeni olduğu varsayılıyor bu arada. Az önce anlatmış olduğum cimnastikçinin hikayesinin temelinde bu 4 bileşeni fark etmiş olabilirsiniz.

Şimdi gelin bir daha üzerinden geçelim bunların. Hayatımızda bir alışkanlığı değiştirebilmek için ilk adımımız bir işaret, bir tetikleyici bulmak. Örneğin akşam yemeğinden sonra bir bardak çay içmek istediniz. Duyduğunuz tokluk hissi aslında bir işaret oluyor orada. Tamam karnınızı doyurdunuz. Şimdi sıra bir keyifli bir çay yapmak, çay içmek değil mi? Bakın çay içmek nasıl kolaylıkla bir alışkanlığa dönüşebiliyorsa iyi bir alışkanlık edinmek için de kendimize buna benzer bir takım tetikleyiciler bulmak gerekiyor. Tamam demek ki ne yapacağız? Önce bu tetikleyicileri, önce işaretimizi bulacağız. Peki sonra sırada ne var? Bu alışkanlığı değiştirmeyi arzulamak gerekiyor. Yani ikinci bileşenimiz arzu istek. İşareti takip eden ve bir alışkanlığı gerçekleştirmeye yönlendiren bu istek. Bu ödül beklentisi ve tatmin duygusuyla ilişkili tamamen. Önceki örnek üzerinden gidecek olursak çay içme arzusu işte İngilizce karşılığıyla craving yani arzu istek.

Yani tabiri caizse aşerme aşamasını oluşturuyor. Alışkanlık oluşturmak için istenen davranışın arkasındaki arzuyu güçlendirecek şekilde motive edici, daha çekici bir hale getirmek gerekiyor onu. Peki bunu da yaptık diyelim. Üçüncü adımda ne yapıyoruz?

Duyduğumuz bu arzuya karşı bir tepki veriyoruz. Tepki arzuya karşılık olarak gerçekleştirilen bir eylem. Bu da üçüncü bileşen. Yani alışkanlığı oluşturan asıl davranışımız arzularımıza tepki göstermemiz. Yani eyleme geçmemiz. Hedeflenen alışkanlık artık bu aşamada gerçekleşmeye başlıyor çünkü. Hiçbir şey harekete geçmeden olmuyor. Ama o da yetmiyor. Bitmedi. En güzel yerine geldik şimdi. Nedir o? Var mı bir tahminimiz? Ödül tabii ki. Hepimiz bu aşamayı çok seviyoruz değil mi? Havuç. Alışkanlığın sonunda elde edilen o tatmin olma hissi. Beynimiz ödül aldığı için alışkanlığın tekrar etmesini istiyor bu aşamada. Ya çok kolay aslında bu beynimizi kandırmak. Böyle düşündüğümüz de uygulamada değil. Örneğin çay içtikten sonra tatmin olma hissi bizim için bir çeşit ödül. Bu çay da bizim kültürümüzde bayağı bir önemli fark ettiyseniz böyle kitaplardan bulduğumuz örneklere bile gayet güzel bir şekilde oturuyor.

Hem harareti alıyor hem muhabbeti köpürtüyor hem de kahveniz kalmayınca işe yarıyor. Bu bölümü bitireyim de sonra kahve bulamazsak çay demleriz. Neyse efendim bu ödül alışkanlığın pekiştirilmesini ve sürekli olarak gerçekleştirilmesini sağlayan bir mekanizma. Siz yine de bu örneği çok fazla benimsemeyin. Yoksa sürekli çay içmekte tabi çarpıntıyı beraberinde getirebilir. Kendinize daha yaratıcı ödüller bulun. Bu dört bileşen alışkanlıkları anlamak, olumlu değişiklikler yapmak için oldukça kullanışlı bir model. İşe yarayan bir model. İyi alışkanlıklar oluşturmak için böyle etkili işaretler ve sonunda da ödüller seçerek istenen davranışların gerçekleşmesini sağlayacak şekilde arzularımızı ve isteklerimizi yönlendirebiliriz. Ve sonuçta hedeflediğimiz o alışkanlıkları sadece kazanmakla kalmayıp hayatımızın bir parçası haline getirip güçlendirebiliriz. İstediğimiz alışkanlıkları edinebilmek ya da değiştirebilmek.

...direbilmek için başka taktikler de var. Bunlardan birkaç tanesini daha verebilirim isterseniz sizlere. Umuyorum ki gerçekten de bazı istenmeyen alışkanlıklarınızdan kurtulmak... ...ya da istediklerinize kavuşabilmek. Yani o değişme çabanızda bunlar size çok yardımcı olacak. O yüzden şimdi devam edeyim. Bu kitaptan size önerebileceğim birkaç taktik var. Bunlardan ilki şu. Alışkanlık puan kartı. Hangi alışkanlıklarımızı değiştireceğimize karar verebileceğimizi söylüyor bu kart bize. Bunu alışkanlıklarımızı değerlendirip... ...iyi, kötü veya nütür olduklarını belirleyerek ilerleyebiliriz. Böylece değiştirmek istediğimiz alışkanlıkları çok daha iyi tespit etmiş oluruz. Bir diğer taktik de öncelik-sonralık ilişkisi taktiği.

Başka bir deyişle alışkanlık istifleme. Kötü alışkanlıkların yerine alışkanlık zinciri oluşturarak daha iyi alışkanlıkları yerleştirdiğimiz... ...bir ritüel benzeri zincir. Hep böyle zincirlere geliyorum tabii ki ister istemez. Olumlu alışkanlıkların otomatik hale gelmesine yardımcı oluyor. Beni YouTube kanalından uzunca bir süreden beri takip edenler... ...bu kavramı, bu konsepti gayet iyi bilecekler. James Clear'dan da önce, Atomik Alışkanlıklar kitabından da önce böyle bir tekniği ben yıllarca tavsiye ettim. Etmeye de devam ediyorum aslında. Her yeni yıla girişimizde zinciri kırma diyorum bol bol. İşte görüyorsunuz farklı farklı kitaplarda, farklı farklı kavramlarla, perspektiflerle bu tavsiye ediliyor. Çünkü işe yarıyor. Neyse, Atomik Alışkanlıklar kitabından size önerebileceğim daha böyle pek çok taktik var ama... ...bunlara girersem tabii bu bölümün bitmesi biraz zor olabilir. Fakat size bu kitabı tavsiye ederim.

Böyle her kişisel gelişim kitabını pek beğenmiyorum açıkçası. Hatta %95'ini beğenmediğimi de söyleyeyim ama... ...bu kitap, James Clear'ın Atomik Alışkanlıklar kitabı benim hoşuma gitti doğrusu. Tavsiye ederim o yüzden. İlla ki kendinize uygun bir alışkanlık edinme... ...ya da içinden işte kendi alışkanlıklarınızı değiştirmeye yönelik bir takım yöntemler, taktikler bulabilirsiniz. Ama illa bir öneride bulun diyorsanız... ...her gün küçük küçük notlar almayı bir alışkanlık haline getirebilirsiniz bence. Bu çünkü hem hafızanızı güçlendiren bir şey hem de... ...hedefleriniz ulaşmakta da size yardımcı oluyor. Ben o yüzden zaten mesela zinciri kırma yöntemini tavsiye ederken... ...böyle biraz dijital ortamlardan uzakta tutmaya da çalışıyorum. Gerçek kağıt üzerinden ya da işte bir büyük bir poster üzerinden yazıp çizerek bunu yapmanızı istiyorum. Bu hem eyleme çağrı oluyor aslında bir anlamda.

Eyleme, harekete geçme anlamında fiziksel bir çaba göstermek önemli. Hem de o yaptığınız çaba yazmanız, çizmeniz, notlar tutmanız görünür hale getiriyor bu çabayı. Neyse. Dediğim gibi birçok faydası var. Bunlar çok küçük gibi gözüken, atom kadar küçücük şeyler belki ama... ...böyle alışkanlıklarla hayatı değişiyor insanların. Ne demişler? Damlaya damlaya göl olur. Hatta bunu bir klişeyle de destekleyelim. Büyük değişimler küçük adımlarla başlar.

Bakın Benjamin Franklin gibi tanınmış kişiler de alışkanlıklara oldukça önem verirdi. Hatta kötü alışkanlıklara bulaşmamak onlardan kurtulmaktan daha kolaydır diyerek... ...iyi alışkanlık edinmenin önemini bile vurgulamıştı kendisi. Onun başarılarının ardında öncelikle iyi alışkanlıklar edinmek yatıyordu. İşte Benjamin Franklin'in de dediği gibi kötü alışkanlıklardan kurtulmak ya da... ...yep yeni güzel iyi alışkanlıklar edinmek öyle söylendiği kadar kolay değil. Fakat önemli olan ilk olarak o küçük adımı atmak. Böyle küçük deyip de böyle adımı atmayı da kolaylaştırmak lazım. Sizden bahsettiğim bu taktiklerden kendi hayat tarzınıza, yaşam tarzınıza uyacağını düşündüğünüz... ...olan bir tanesini ya da birkaç tanesini seçip uygulamaya geçirmenizi rica ediyorum. Lütfen zinciri kırmayalım. Büyük sonuçlara ulaşmak için acele etmeyelim. Yeter ki hani o tetikçiyi işareti fark edin. Arzulamaktan çekinmeyin.

Sonra eyleme geçin ki nihai ödülünüze ulaşın.

Kaynaklar (4)