Neden Yalan Söyleriz?
Günlük yaşamda bazen bilerek bazen de istemeyerek yaptığımız bir eylem üzerine konuşacağız
Herkese merhaba, ben Barış Özcan, 111. frekansa hoş geldiniz.
Sevgili dinleyiciler, bu bölüme bir şarkıyla değil, bir deneyle başlamak istiyorum. Şu an karşımda 10 kişi olduğunu varsayalım. Sizlerle beraber bu 10 kişiye 10 soruluk bir matematik testi yapacağız, tamam mı? Doğru çözdükleri soru başına da 10 dolar vereceğiz. Herkes sorularının cevaplarını kontrol edecek ve doğru cevap sayısını bize söyleyecek. Sonra kağıtları herkesin gözünün önünde imha makinesine atıp paramparça yapacağız. Bölüm boyunca bize eşlik edecek bu ikaz sesiyle de birazdan sizi tanıştıracağım. Hadi başlayalım. Süremiz 10 dakika. Tabii bizim 10 dakika bekleyecek zamanımız yok, hemen konuya giriyorum o yüzden.
Neden bu kontrolleri biz yapmıyoruz da cevapları başka kişilerden alıyoruz diye sorabilirsiniz pek tabii. Çünkü bu yaptığımız bir güven testi. Başka bir deyişle de yalan testi diyebiliriz. Bugün neden yalan söylediğimiz üzerine konuşacağız çünkü arkadaşlar. Yalanın neden hayatımızda bu kadar büyük bir yeri olduğu hakkında biraz kafamızı yoğuracağız. Hatta bir dönem Yalan Rüzgarı dizisinin neden o kadar çok popüler olduğunu bile sorgulayacağız. Bunca entrikayı neden yüzlerce bölüm boyunca izledik ya da bazıları izledi. Hepsi bir bir ortaya çıkacak bugün. Üçüncüsü şakaydı tabii ki arkadaşlar. Butonumuzu denemek için yaptım. Şakam aynı zamanda bir yalan olduğu için butonumuz bunu derhal yüzümüze vurdu. Bu buton bölüm boyunca bizim yalanlarımızı tek tek ifşa edecek. Yalnız biraz tuhaf bir buton bu duyduğunuz üzere. Şakayla yalan arasındaki farkı ayırt edemiyor. Hmm. Hayatımızda gerçekten böyle bir buton olsaydı nasıl olurdu acaba?
E işte biz de bu durumu inceleyeceğiz zaten. Gelin şimdi sevgili butonumuzu da yanımıza alalım. Ve şu deneyin sonuçlarına hep beraber bir bakalım. Çünkü başta butonumuzun da yüzümüze vurduğu gibi biz bu kağıtları imha etmedik. Evet sonuçların hepsi önümüzde. Peki sizce kaç kişi doğru çözdüğü soru sayısı hakkında dürüst davrandı? 10 mu? 9 mu? 5 mi? 3? Evet. Sadece 3 kişi doğru çözdüğü soru sayısı hakkında dürüst davrandı. Kalan 7 kişinin hepsi yalan söyledi. Ve öyle 10 sorunun 10'unu da bildim. Hemen verin benim 100 dolarımı demediler. 60 dolarda kaldılar. Mesela deneklerimizden Ali'ye soralım. Ali sen kaç soruyu doğru bildin? 6. Ali sadece 4 soruyu doğru çözmesine rağmen 6 dedi. 9 da diyebilirdi oysa öyle değil mi? Ama o tıpkı yalan söyleyen diğer 6 kişi gibi hesaplı ve makul bir yalan söyledi. Çünkü hem imajını korumak hem de yalan söylemezse kazanamayacağı o ekstra 30 dolarının peşine düştü.
Pardon 20.
Bu yaptığımız Dan Ariely'nin Matrix deneyi olarak biliniyor. Tabii 10 değil tam 40 bin öğrenci üstünde yapıldığı ifade edilmiş. Deneye katılanların %70'i 4 soruya doğru cevap verdiği halde 6 soru çözdüğünü söylemiş. Bir de 2 soruya doğru cevap verip 10 soru çözdüğünü söyleyenler var ki onların sayısı sadece 20. Yani 40 bin kişinin %0.05'i büyük gerçekçi olmayan bir yalan söylüyor. Geriye kalan çoğunluk makul seviyede yalan söylemeyi tercih ediyor. Aynı zamanda bu deneyde başkasının ahlaki olmayan davranışlarının bizim hile yapma davranışımızı nasıl etkilediğine de bakılmış. Bir öğrenci deneyin ilk saniyelerinde tüm soruları doğru çözdüğünü söyleyip tam parayı alıp çıkacakken bunu gören diğer öğrenciler de hemen aynısını yapmaya başlamışlar. Yani yaptıkları davranışın ahlaki olup olmadığından çok başkaları tarafından da yapılıp yapılmadığına dikkat etmişler. Ayrıca bu deneyde ufak tefek yalanların daha çok söylendiği ve görünür olduğunda da yayıldığı gözlemlenmiş.
Nörolojik açıdan bu durumu şöyle açıklayabiliriz. Yalan söylemekten alınan fayda arttıkça beyin bu duruma adapte oluyor. Üstüne yalan söyleyen kişi de bu durumdan haz almaya başlarsa beyin buna iyice alışıyor ve yalan söylemeye dair negatif duygu nötrleniyor. Peki insanlar bunu çoğunlukla neden yapıyor? Mesela siz günlük hayatınızda hangi durumlarda yalan söylüyorsunuz? Hiç düşündünüz mü bunun üzerine? Bakın yine yapılan araştırmaların ortak noktası bize gösteriyor ki insanlar çoğunlukla istediğini elde etmek, istenmeyen sonuçlardan kaçınmak, takdir toplamak, imajını korumak, özel hayatını gizli tutmak, başkalarını manipüle etmek veya geçiştirmek için yalan söylüyor. Peki biz bunu nasıl anlıyoruz? Gelin şimdi sizinle bizim bu Ali'yi inceleyelim. Onu yalan söylerken gözlemleyelim birlikte. Öncelikle onu bir yalan makinesine bağlayacağız ve yalan söylediği anda vücudunun verdiği tepkilere bakacağız.
Kısaca yalanın fizyolojisini inceleyeceğiz. Ama bunu kısa bir aradan sonra yapacağız çünkü çok yalana bulandık arkadaşlar. Şöyle bir nefes alalım, şöyle kısacık bir süre yalanlardan arınalım bence.
Kaç soruyu doğru bilmiştin Ali? 6 Şu an Ali'nin vücudunun içindeyiz. Nabzında net bir artış gözlemleniyor.
Solunum sıklığı ve derinliğinde de bir artış var. E tabi kan basıncında da bir artış olduğunu söyleyebilirim. Ve siz göremiyorsunuz ama şu anda Ali'nin ensesinden aşağıya doğru iki damla ter akıyor. Göz bebekleri küçüldü ve tükürük salgısında biraz azalma meydana geldi. Eliyle burnuna ardından da ensesine dokundu. Ayakları ise kapı yönüne doğru döndü. Ali'nin haberi yok ama ben onun ayakkabısının içini de görebiliyorum. Ayak parmaklarını sıkıyor şu anda. Ve... Ve... Saçında bir adet kepek oluştu. Son söylediğim doğru değildi. Birinin saçındaki kepeğin nasıl oluştuğunu göremiyorum tabi ki. Henüz. Şaka bir yana. Butonumuz çalışmaya devam ediyor mu onu test etmek istemiştim sadece. Tıkır tıkır çalışıyormuş cidden. Bravo sana buton. İşte sizin de şahit olduğunuz gibi. Bu tepkiler çıplak gözle görülebilen reaksiyonlar değil. O yüzden yan sıranızdaki Veli, dün akşam elektrikler gittiği için ödevini yapmadığını söylediğinde, solunum sıklığındaki değişimi öğretmeniniz de siz de fark edemiyorsunuz.
Peki her yalan söylediğimizde vücudumuz bu tepkileri veriyor mu? Hayır. Öyleyse bu tepkileri vermeden nasıl yalan söylüyoruz?
Aaaa kendime yalan söyledim. Hemen cevabı vereyim. Kendimize yalan söylüyoruz arkadaşlar. Bu yalanlara inanmakla kalmayıp başkalarını da inandırıyoruz. Çünkü insan en çok kendi zihnini manipüle eder. Kendi davranışlarımızdan rahatsız olduğumuz anlar olur mesela. Hayattaki doğrularımız, ideallerimiz, yani kendimize yakıştırdığımız kişiyle eyleme geçen kişi arasında bir mesafe, bir tutarsızlık vardır. Tutumlarımızla davranışlarımız birbiriyle uyuşmaz, çatışma ve çelişki halindedir. İşte bu noktada insan zihni böyle bir tutarsızlığı ortadan kaldırabilmek için kendi zihnini manipüle eder. Özetle insan kendine yalan söyler. Bu durumu Amerikalı sosyal psikolog Leon Fastinger bilissel çelişki teorisiyle açıklıyor. Bu teori temelde bireyin aksiyon ve inançlarını inceliyor. Bunların durumunda bir denge sağlama eğiliminde olduğumuzu ifade ediyor. Teorimizi dengeyi sağlayarak çelişkinin yok edilmesi hali olarak da açıklayabiliriz.
Ama daha keyifli bir açıklama da yapılabilir bu konuda. Nasıl mı? Tabii ki yine bir deneyle. Hadi gelin bakalım benimle.
Deneyimizde 20 kişilik bir öğrenci grubu var. Bu grubu ikiye bölmüşler ve akademik bir araştırmada olduklarını söyleyerek onlara sıkıcı bir iş yaptırmışlar. Birinci gruba 20 dolar, ikinci gruba ise 1 dolar teklif edilmiş ve bunun karşılığında kendilerinden sonra gelecek öğrencilere çalışmanın ne kadar eğlenceli olduğunu belirtmelerini, yani yalan söylemelerini istemişler. Her iki grupta bunu yapmış. Deneydeki ilginç nokta ise şu. 20 doları alan kişiler kendilerine yaptırılan işe sıkıcı olduğunun tamamen farkındalar. Hemen ardından araştırmacıların işi nasıl değerlendirdikleri sorulunca da oldukça sıkıcı olduğunu söyleyecekler. Hani öbür grup vardı ya, 1 dolar alan grup görevin sıkıcı olmadığını ve tekrar yapabileceklerini belirtmişler onlarda. Bunun sebebi ise kuşkusuz az önce bahsettiğimiz o inanç ve aksiyon ilişkisi. 20 dolar alan öğrenciler bunun karşılığında yalan söylemekte hiçbir çelişki yaşamamış.
Çünkü 20 doların yeterli olduğunu düşünmüşler ve gerçeklikten kopmamışlar. Sadece basit bir yalan söylemişler. Dolayısıyla inançları ve aksiyonları arasında da hiçbir çelişki yaşanmamış. Ancak 1 dolar alanlarında, Olanların durumu biraz farklı. Hem az para aldıkları hem de yalan söyledikleri için bir çelişkiye düşmüşler. Çünkü bir dolar bu yalanı söylemek için yeterli bir miktar değilmiş onlar için. Ama buna rağmen parayı alıp yalan söylemeyi tercih etmişler. Zihinleri hemen bu çelişkiyi ortadan kaldırmak için çalışmaya başlamış. Aslında yaptıkları işin o kadar da sıkıcı olmadığına kendilerini inandırmışlar. Böylece inançları ve aksiyonları arasındaki çelişki ortadan kalkacak ve denge sağlanmış olacakmış. Sonuç olarak bu insanlar fark etmeden kendilerini çalışmanın eğlenceli olduğuna ikna etmişler. İşte bizim bu sosyal psikolog Festinger konumuz olan bilissel çelişkiyi ortadan kaldırabilmek için insan psikolojisinin dört farklı yolu izlediğini söylüyor.
Bu noktada yine Ali'ye ihtiyacımız olacak. Gel bakalım Ali. Ali neden zararlı olduğunu bildiğin halde günde üç paket jelibon yiyorsun? Yani senin haberin yok ama ben jelibonu bıraktım. Bakınız Ali aksiyonunu değiştirerek çelişkiyi ortadan kaldırdı. Şimdi sırada ikinci yol var. Jelibon aslında zararlı bir şey değil. Şimdi de Ali inancını değiştirerek çelişkiyi ortadan kaldırdı. Hadi gelin üçüncü yola da bir bakalım. Jelibonun içinde 15 farklı amino asit olduğu için vücudun mikroplara karşı dayanıklı hale gelmesini sağlıyor bir kere. Öyle sağlıksız falan değil yani. Gördüğünüz gibi Ali yeni bilgiler edinerek çelişkiyi ortadan kaldırdı. Geriye kaldı bir... Hemen son olarak o yolu da öğrenelim.
O kadar önemli bir şey değil benim için. Bazı günler yemiyorum ayrıca. Şimdi de Ali bu durumu yok saymaya çalışarak ortada bir çelişki olmadığına ikna etti kendini. Evet Ali'nin inanç ve eylemleri arasındaki o çelişkiyi ortadan kaldırabilmek için kendini kandırma yollarını hep birlikte incelemiş olduk. İyi de insan neden bunu yapar? Neden kendine yalan söyler?
Bazen kendini avutma ihtiyacı hissettiğinde, bazen başarısız olduğunda, bazen çok emek verip karşılık alamadığında, bazense kendi davranışlarına kendi bile inanamadığında yapar bunu. Ama şüphesiz hepsinin temelinde kendi davranışlarının sorumluluğundan ve sonuçlarından kaçmak yatıyor. Yani gerçeklerden, hakikatten saklanma refleksi var burada.
Bunu yapmadan yaşayabilmek epeyce zor farkındayım ama imkansız değil diye düşünüyorum. Etrafımıza, en çok da kendimize söylediğimiz yalanlardan kurtulmak için eylemlerimiz ve düşüncelerimiz üzerine biraz düşünmemiz gerekiyor sadece. Arzularımızı, isteklerimizi, yeteneklerimizi ve tabii zaaflarımızı fark etmeye çalıştığımızda, kendimizle ilgili gerçekçi aksiyonlar almayı kabul edebilir ve belki de yalansız bir hayat yaşamaya başlayabiliriz. Hepinize yalanın sadece dizilerde söylendiği bir yaşam diliyorum.
Kaynaklar (9)
- İsrail'de yüz hareketlerine dayanarak yalanı tespit eden yazılım geliştirildi
- Deception | Radiolab | WNYC Studios
- Lying to Ourselves | Radiolab | WNYC Studios
- People Who Lie | Radiolab | WNYC Studios
- Yalanın İcadı
- Bilim insanları yalanı anlamanın en iyi yolunu tespit etti
- Episode 36: Science of Deception
- Seksendört - Kendime Yalan Söyledim ( Official Video )
- Record Scratch WITH download link